YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12359
KARAR NO : 2014/14462
KARAR TARİHİ : 24.09.2014
MAHKEMESİ : BİLECİK 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 05/09/2013
NUMARASI : 2011/1047-2013/370
Taraflar arasında görülen davada Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/09/2013 tarih ve 2011/1047-2013/370 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin SGK’ya olan Mayıs 2011 ayı sonu vadeli sigorta prim borçlarına karşılık 183.526,51 TL’nin F.A.Ş. F. Muhasebeleşme şubesi aracılığıyla 31.05.2011 günü SGK’nın davalı banka nezdindeki hesabına EFT talimatıyla gönderildiğini, ancak paranın SGK hesabına 01.06.2011 tarihinde intikal ettirildiği ve yapılan bu geç intikal nedeniyle müvekkili şirketin 30.661,87 TL faiz ve gecikme zammı ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, bu tutarın ödeme tarihi olan 10.06.2011 tarihinden itibaren ticari işlere uygulanan faizle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından gönderilen paranın Bilecik SGK İl Müdürlüğü’ne ait hesaba gönderildiği, ancak EFT işleminde alıcı ünvanının ”Sosyal Gun. Kur. Başk. Sosyal Sigortalar Genel Müd.” olarak girilmesi nedeniyle hesap no ile alıcı ünvanının uyuşmadığını, bu nedenle ilgili tutarın Bilecik SGK İl Müdürlüğü’nün hesabına otomatik olarak aktarılmadığı ve sistem tarafından havale olarak kayıtlara alındığını, söz konusu tutarın şube personeli tarafından manuel olarak aktarıldığını, EFT işleminin şubenin en yoğun olduğu ay sonunda ve prim borç ödemesinin son gününde ve son saatinde yapılmış olmasına rağmen davacı firma tarafından EFT’nin SGK hesabına aktarılması konusunda şube ilgililerine haber de verilmediğini, davacının meydana gelen zararda müterafik kusurunun bulunduğunu ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 81/1.nci fıkrasına 17.04.2008 tarih ve 5763 sayılı kanunun 24.ncü maddesiyle eklenen (i) bendine istinaden sigorta priminin işveren hissesine isabet eden kısmının 5 puanlık indirimden faydalanmak için toplu iş sözleşmesine istinaden 12.05.2011 tarihinde ek aylık primler tahakkuk ettirildiğini, davacının prim tutarını F. A.Ş. F. Muhasebeşme şubesi aracılığıyla 31.05.2011 günü saat:15:46’da SGK’nın davalı banka nezdindeki hesabına EFT talimatıyla gönderdiğini, davalı bankanın havaleyi 31.05.2011 günü SGK’nın anılan hesabına kaydetmesi gerekirken, … sayılı dekontla 01.06.2011 tarih, saat:09:54’de alacak kaydettiği, dolayısıyla davacının 5 puanlık indirimden yararlanamayarak zarara uğramasına sebep olduğu, bu nedenle davalı bankanın % 100 oranında kusurlu bulunduğunu, davacının Sosyal Güvenlik kurumunca iptal edilen % 5 puanlık indirim tutarı, teşfik primi, asıl alacak ile gecikme zammı toplamı şeklinde 30.661,87 TL’yi 10.06.2011 tarih ve 15 sıra nolu SGK tahsilat makbuzu ile kuruma ödediği, davalının bankanın kusurlu eyleminden dolayı 30.661,87 TL. asıl alacak ile, 10.06.2011 tarihinden itibaren TCMB avans faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizden sorumlu olduğu gerekçesi ile 30.661,87 TL.’nın ödeme tarihi olan 10/06/2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı banka vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
(2) Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davalı banka vekili tarafından asıl rapora vaki itirazlar doğrultusunda hazırlanan ek bilirkişi raporunda dahi EFT talimatında ilgili kurum adının yanlış yazılmış olması noktasında herhangi bir kusur değerlendirmesi yapılmamıştır. Bu itibarla, davalı banka vekilinin asıl ve ek rapora karşı ileri sürdüğü ciddi itirazları karşılayacak şekilde yeni bir bilirkişiden rapor alınmak suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı banka vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davalı banka vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.