YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12414
KARAR NO : 2015/7228
KARAR TARİHİ : 28.05.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/01/2014 tarih ve 2012/158-2014/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına tescilli “… & … + şekil” ibareli markadan, davalının haklarında 07.02.2008 tarihinde cezai takibat için girişimde bulunması üzerine haberdar olduklarını, davalı markasının 556 sayılı KHK’nın 7/1-c bendi anlamında … ekmeğini tanımlaması nedeniyle hükümsüzlük koşullarının gerçekleştiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli 2006/33773 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, hükümsüzlük davalarında müvekkiline husumet düşmeyeceğini savunarak davanın husumetten reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili markasında bulunan “….” ibaresinin özgün bir tasarıma sahip olduğunu, markanın bütün olarak vasıf bildirmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ves dosya kapsamına göre, tescil edilmiş markalar için TPE aleyhine dava açılamayacağı, markanın asıl unsurunun “…” ibaresi olduğu, bu ilçenin “…” ile bütünleştiği, coğrafi bölge, kent veya ilçe ile özdeşleşen ürün veya hizmet için coğrafi adın tek başına veya asıl unsur olarak markasal tescilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davalı TPE aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı … adına tescilli 2006/33773 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı …. vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı Barşı İdiz vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı … vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı …’den alınmasına, 28/05/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1-Dava, davalı adına tescilli …..& …+ ŞEKİL unsurlu markanın 556 sayılı KHK’nın 71 (c) maddesi uyarınca tanılayıcı olduğu iddasıyla KHK’nın 421 (a) maddesi uyarınca açılan tescilli mekanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2- Yerel mahkemece … ibaresinin tanımlayıcı olduğu gerekçesiyle davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
3- 556 sayılı KHK’nın 71 (c) maddesinde yer alan hüküm uyarınca, bir malın cins, çeşit vasıf, kalite, coğrafi menşei vs. karakteristik özelliklerini taşıyan işaretlerin tek başına marka olarak tescili mümkün değildir. Dairemizin bu konudaki temel yaklaşımına esas teşkil eden… kararında “.. tek başına ayırt ediciliği bulunmayan sözcüklerin yanına ayırt edici nitelikteki sözcükleri eklenmesi ve genelde ya isim tamamlaması veya sıfat tamlaması şeklinde ortaya çıkan ve yeni bir anlam ifade eden sözcükler grubunun marka olarak tescil edilmesinin yasanın düzenlenme amacına daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır … tek başına marka olarak tescili bulunmayan … gibi yer isimlerinin, “…” “…”, “… gibi bir başka sözcüğün ilavesiyle meydana gelen sözcükler grubunun marka olarak tescil edilebileceği kabul edilmiştir” (Yargıtay 11 HD, 26.11.1999 T, 19995790-9590). Dairemizin bu kararından itibaren, tanımlayıcı ibarelerin, ilave sözcüklerle birlikte marka olarak tescilinin mümkün olduğu istikrarlı şekilde kabul edilmiştir.
4- Somut olayda, davalının markası, sadece “…” ibaresini değil, “….i” ibaresine ilave olarak ve münhasıran marka olarak da tescili mümkün olan … (…. ve .. ile .) nun varlığı karşısında, davalıya … ve … ibareleri üzerinde herhangi bir tekel hakkı vermeksizin, özellikle şekil unsuru yönünden ayırt ediciliği bulunan ve varlığını sürdürebilen bir marka niteliğinde olması nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle Dairemiz çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.