YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12445
KARAR NO : 2014/18424
KARAR TARİHİ : 26.11.2014
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/03/2014 tarih ve 2013/811-2014/59 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin uluslarası kargo ve yük taşımacılığı yapan bir şirket olup, davalıya ait kerestelerin muhtelif tarihlerde Ukrayna’dan Türkiye’ye taşınması işini üstlendiğini, değişik tarihlerde gerçekleştirilen taşımalara ilişkin davalıya araç tahsis edildiğini ve navlun, demuraj ve tonaj farkı faturası düzenlendiğini, davalının fatura bedellerini ödememesi üzerine aleyhine icra takibi başlatıldığını ancak, davalının yetki ve borca itirazı ile takibi durdurduğunu, TBK’nın 89. maddesi uyarınca taşıma ücretinin götürülecek borçlardan olması nedeniyle davalının yetki itirazının kaldırılması gerektiğini, davalının itirazında sadece yükün teslim edilmediğinden bahisle alacağın tartışmalı olduğunu iddia ettiğini yani, taşıma işinin varlığına yönelik bir itirazının bulunmadığını, o halde temel ilişkinin varlığı noktasında bir ihtilaf bulunmadığından yetkiye itirazın da yasal bir dayanağının bulunmadığını ileri sürerek, davalının yetki ve borca itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesine göre işletilecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve davalının alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş, CMR’nin 31/a maddesine göre kesin yetkili mahkemenin davalının ikamet ettiği yer mahkemesi olduğunu, taşıma işine ilişkin gerçek fatura bedellerinin de ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dosyasının incelenmesinde davalı borçlu tarafından itirazın yasal süresi dolduktan sonra yapıldığından itirazın süresinde olmadığı, itirazın iptali davasının görülebilmesi için icra takibinin yetkili icra müdürlüğünde usulüne uygun olarak başlatılıp, davalı borçlu tarafından süresinde itiraz edilerek takibi durdurmuş olması ve davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmasının gerektiği ve bu hususların dava şartı olduğu gerekçesiyle, yetkili icra müdürlüğünde yapılıp süresinde itiraz edilmiş bir takip bulunmadığından HMK’nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.