YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12676
KARAR NO : 2014/16565
KARAR TARİHİ : 31.10.2014
MAHKEMESİ : HATAY 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/11/2013
NUMARASI : 2013/58-2013/511
Taraflar arasında görülen davada Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.11.2013 tarih ve 2013/58-2013/511 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait şirketin noterde düzenlenen “işletme hakkının devri sözleşmesi” ile davalı şirkete devredildiğini, devir sonrasında taraflar arasında yapılan sözleşme ile 2012 yılına ait vergi borçlarından davalının sorumlu olacağının kararlaştırıldığını ancak davalının vergi borçlarını ödemediğini, müvekkili tarafından ödenen 2.801,23 TL’nin ve sözleşmeye uyulmamasından kaynaklı cezai şartın davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle adi yazılı sözleşmenin aktedildiğini noter sözleşmesinin ise daha sonra düzenlendiğini, buna göre vergi borçlarında davacının sorumlu olacağının kararlaştırıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca adi yazılı sözleşmenin, noter sözleşmesinden sonra tanzim edildiği, noter sözleşmesinde işletmeye ait vergi borçlarından 31/07/2012 tarihine kadar olan dönem için davacının sorumlu olacağının belirtilmesine rağmen adi yazılı sözleşmenin 5. maddesine göre, 2010 yılı hariç işletmenin devredildiği tarihe kadar (01/08/2012) olan vergi ve SGK borçlarının davalı şirkete ait olduğu, bu vergilerin davalı şirket tarafından ödenmesi gerektiği halde davacı tarafça ödendiği gerekçesiyle 2.801,23 TL alacak ile taraflar arasındaki adi yazılı sözleşmenin cezai şart hükmünden kaynaklanan 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında aktedilen 01.08.2012 tarihli ve imzaları noterce tasdik edilmiş onaylama şeklindeki sözleşmeden sonra düzenlendiği anlaşılan tarihsiz adi yazılı sözleşmede devir tarihinden öncesi ve sonrası için vergi ve SGK borçlarından devralan şirketin sorumlu olacağı kararlaştırılmış, keza kararlaştırılan diğer hususlar yanında işbu sözleşmedeki maddelere uymayan tarafın karşı tarafa 200.000,00 TL tazminat ödemekle yükümlü olduğu imza altına alınmış olup, sözleşmede öngörülen ve cezai şart niteliğinde olduğu taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan işbu cezai şart TBK’nın 179/1 maddesinde belirtildiği şekliyle seçimlik bir ceza koşulu niteliğindedir. Bu durumda sözleşmede yazılı ve bedeli davacı tarafça ödenen vergi ve SGK borçlarının tümünün davalıdan ceza koşulu ile birlikte istenmesi mümkün değildir. Davacı tarafça sözleşmenin aynen ifası ile, devir tarihinden sonra davalının sorumlu bulunduğu vergi ve SGK borçlarının davacı tarafça ödenmesi karşısında bu miktar bakımından alacak talep edildiğine göre, artık davacı yanca seçimlik hak kullanılmıştır ve bu durumda cezai şart talep edilemez. O halde, mahkemece bu açıklamalar doğrultusunda karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilinin bu yöndeki temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 31.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.