Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/12994 E. 2014/17356 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/12994
KARAR NO : 2014/17356
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

MAHKEMESİ : IĞDIR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/12/2013
NUMARASI : 2012/506-2013/986

Taraflar arasında görülen davada Iğdır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/12/2013 tarih ve 2012/506-2013/986 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 1987 yılında nama yazılı hisse senedi satın alarak davalı şirketin ortağı olduğunu, 2000 yılında şirketin sermaye artırım kararı aldığını, , sermaye artırımına uymayan ortakların şirket ile ilişiğinin kesildiğini ileri sürerek, davalı şirketin ortağı olduğunun tespiti ile hisse değerinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar Dairemizin 12.04.2012 tarih, 2012/1824 E. 2012/5942 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı şirketin apel çağrısını 05/12/2000 tarihinde gerçekleştirdiği, 24/08/2002 tarihli olağan genel kurul toplantısında sermaye arttırımına iştirak etmeyen ortakların TTK’nın 407 ve 408. maddeleri gereğince ortaklıktan çıkarıldığı, işlemlerin usulüne uygun olduğu, sermaye artırım kararının gerekli toplantı ve karar nisabına uyulmak suretiyle usulüne uygun olarak alındığı, davalı şirketin apel çağrısını TTK’nın 406. maddesi doğrultusunda gerçekleştirdiği, davacının apel borcuna ilişkin olarak usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğü, davalı şirket yönetim kurulu faaliyet raporunda tamamlayıcı işlem olarak apel çağrısına uymayan üyenin ortaklıktan ilişiğinin kesildiğinin belirtildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sermaye artırımına tüm ortakların katılımını şart koşan genel kurul ve yönetim kurulu kararına uyulmaması sebebiyle ortakların şirketle ilişiğinin kesilmesine ilişkin karar ve işlemin yok hükmünde olduğunun ve şirket hissesinin dava tarihi itibariyle değerinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, 17.06.2000 tarihli şirket olağan genel kurul toplantısında sermaye artırımına ilişkin olarak karar alınmış, 16.11.2000 tarihli yönetim kurulu kararı ile artırılan yeni sermayeye tüm ortakların iştirak etmesi gerektiği aksi halde yeni pay bedellerinin 10.000.000 TL’ye çıkartılması sebebiyle eski pay bedelleri 1.000 TL’den ibaret bulunan ve yekün pay miktarı 10.000.000 TL’nin altında kalan ortakların ortaklıklarının doğal olarak sona ereceği ayrıca sermaye taahhütlerini yerine getirmediklerinden TTK’nın 407 maddesi gereğince şirketle ilişiklerinin kesileceği, tüm ortakların TTK’nın 408. maddesi uyarınca 1 ay
zarfında ödemeye davet ve aksi halde tüm haklarından mahrum edileceği konusunun duyurulmasına karar verilmiştir. Davalı anonim şirketin 2000-2001 yılı yönetim kurulu faaliyet raporunda, 2000 yılında yapılan sermaye artırımına ilişkin olarak artırıma iştirak etmeyen ve eski payları, yeni pay bedeli olan 10.000.000 TL’nin altında kalan bütün ortakların TTK’nın 407 ve 408. maddeleri gereğince şirketle ilişiğinin kesilmesine karar verilmiş, söz konusu yönetim kurulu faaliyet raporu şirketin 24.08.2002 tarihli olağan genel kurul toplantısında kabul edilmiştir. Buna göre, ıskat kararı şirket ortağının haklarını ihlal niteliğinde olup, bu şekilde karar almaya yönetim kurulu yetkili değildir. Şirket yönetim kurulunun şirket ana sözleşmesinin ve genel kurulun vermiş olduğu yetki kapsamında iş ve işlemler yapacağı tabi olup, bu kapsamda ıskata dayanak yönetim kurulunca alınan bir nevi sermaye artırımına icbar niteliğindeki karar yok hükmündedir. Bu bağlamda, yok hükmünde olan bu kararın daha sonra onanması dahi yok hükmünde olup, bu karara icazet verilmesinin kararı geçerli hale getirmeyeceği aşikardır. Bu durumda, mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda ıskata dayanak yönetim kurulu kararı ile bunu onaylayan genel kurul kararının yok hükmünde olduğu ilkesel olarak kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, isabetli görülmeyen yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına bozulmasına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.