Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/13023 E. 2014/18948 K. 03.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13023
KARAR NO : 2014/18948
KARAR TARİHİ : 03.12.2014

MAHKEMESİ : …FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 26/06/2014 tarih ve 2014/25-2014/92 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının maliki olduğu mimari eserin mimari proje müellifi olduğunu, ancak davalı malikin müvekkilinin proje müellifi olduğu mimari eserde izin almaksızın değişiklikler yaptığını, FSEK’in 16. maddesi uyarınca eser sahibinin izni olmadıkça eserde değişiklik yapılamayacağını, yapılan değişikliklerin mimar olan müvekkilinin itibarını zedeler nitelikte olduğunu, davalıya gönderilen 19.08.2010 tarihli ihtarname ile tanınan sürenin sona ermesine rağmen eserin eski haline getirilmediğini ileri sürerek, davalının yaptığı haksız eylem nedeniyle müvekkilinin uğradığı manevi zararın tazmini için 10.000,00 TL’nin, izinsiz olarak binada değişiklik yapılmış olması nedeniyle bu değişiklik sözleşme ile yapılmış olsaydı hangi bedel ile yapılabilecekse o bedelin 3 katı maddi tazminattan şimdilik 5.000,00 TL’nin, değişikliğin binada değer artışı meydana getirmiş olması nedeniyle de değer artışına ilişkin maddi tazminattan şimdilik 5.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, istenen tüm miktarlara ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren faiz işletilmesine ve eserin eski haline getirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından yapılan değişikliklerin eserin bütünlüğünü bozmayan ve kullanım amacı bakımından zorunlu olan değişiklikler olduğunu, davanın açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, davaya konu yapının estetik nitelik taşımadığı, binanın benzerlerinden ayrışan, özgün bir yönünün bulunmadığı, FSEK 4/3 madde kapsamında güzel sanat eseri vasfı taşımadığı, ayrıca binanın mülkiyet sahibi olan davalının, ancak imar kanunlarını ilgilendirebilecek tasarruflarına, davacının müdahale edemeyeceği gerekçesi ile ilgili temyiz itirazlarının reddedildiği, maddi tazminata, eski hale iadeye ilişkin 2010/141-2011/84 sayılı 14/04/2011 tarihli ilama yollama ile yetinilmesine, yeniden hükme yer olmadığına, manevi tazminat davasının sabit olmadığından reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 03.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.