YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13267
KARAR NO : 2014/19144
KARAR TARİHİ : 05.12.2014
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/05/2014 tarih ve 2013/204-2014/126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı TPE vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, “…” ibaresinin ilk kez 1993 yılında müvekkilinin tescilli ticaret unvanı olarak kullanılmaya başlandığını, 1994 yılından itibaren de yine müvekkili tarafından değişik sınıf ve emtialarda bu ibareyi taşıyan marka tescilleri yaptırıldığını, ilk olarak 1996 tarihli…no’lu marka tescil belgesi alındığını, TPE tarafından “…” markanın tanınmış marka olduğunun tespit edildiğini, müvekkiline ait “…” ve “…” ibaresi içeren çok sayıda tescilli marka bulunduğunu, davalının 2010/74796 no’lu “… …” ibareli marka başvurusunun itiraza mesnet markalar ile benzer olmadığı ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiğini oysa, davalı başvurusunun müvekkili tarafından daha önce tescili yapılan “…” ve “…” markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olup, karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, bu nedenle müvekkilinin markalarından haksız yarar sağlayıp, itibar ve ayırt ediciliğini zedeleyeceğini ileri sürerek, TPE YDİK’in 2013-M-4128 sayılı kararının iptaline ve tescil edilmesi halinde 2010/74796 no’lu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, YDİK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının markalarının “…” ve “…” ibareli olup, markalardaki asıl ve ayırt edici unsurun bu ibarelerden oluştuğu, anılan kelimenin 18 ve 25. sınıf ürünler bakımından ayırt edicilik vasfının bulunduğu, davalı başvurusunun konusu olan işaretin “… …” ibaresinden oluştuğu, markadaki asıl ve ayırt edici unsurlardan birinin de “…” sözcüğü olduğu, bu yönden iki işaret arasında bir farklılık bulunmadığı, “…” ibareli tanıtım işaretinin davacı “…” ve “…” ibareli markalarıyla bu şekilde ilişkilendirilmiş olduğu, ortalama düzeydeki alıcı ve yararlanıcıların bu marka ve işaretin farklı işletmelere ait iki ayrı marka olduğunu algılayamayacağı, bir kısım alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduğunu algılayabilse bile marka ve işaretin birbirleriyle idarî ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait
olduğu yönünde değerlendirmede bulunacakları zira, davacının “…” ve “…” ibareli seri markaları olup, davalı başvurusunun da bu seri markaların arasına sızmış bulunduğu, bu hâlin öteden beri kullanılan davacı markalarının tüketiciler nazarında tesis ettiği imajın transferi sonucunu doğuracağı, diğer yandan davacı ile aynı kalitede hizmet sunamaması durumunda tüketicilerin bunun sonuçlarını davacı markalarına mâl edeceği, bu şekilde davacı markasının giderek sıradanlaşarak ayırt edici gücünün ve etkileme alanının zayıflayacağı, 18 ve 25. sınıftaki ürünler bakımından itirazın reddine yönelik kararın hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile TPE YİDK’nın 2013/M-4128 sayılı kararının davacı itirazlarının reddi bakımından iptaline, davalı adına tescil olunan 2010/74796 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı, davalı TPE vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı TPE vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.