YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13300
KARAR NO : 2015/9987
KARAR TARİHİ : 06.10.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL (KAPATILAN) 44. ASLİYE
TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/12/2013
NUMARASI : 2011/249-2013/384
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 44. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/12/2013 tarih ve 2011/249-2013/384 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/10/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl ve birleşen davada davalı vekili Av. H.. B.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 21.06.2004 tarihinde prim tahsiline yetkili acentelik sözleşmesi imzalandığını, o tarihten beri davalının poliçe tanzim ederek prim bedellerini tahsil ettiğini, tahsil edilen primlerin müvekkiline ödenmesinde aksaklıklar bulunduğunu, müvekkilinin çeşitli tarihlerde bu konuda davalıyı uyardığını ancak bu uyarıların sonuç vermediğini, söz konusu uyarılara rağmen davalının borcunu ödemediğini, borcun ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin acentelik sözleşmesini feshettiğini ve ödenmeyen borcun tahsili için icra takibi başlattığını, davalının haksız itirazı ile icra takiplerinin durdurduğunu ileri sürerek davalının icra takiplerine yaptığı itirazların iptaline ve icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı vekili, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, aynı ilişki nedeniyle işbu asıl davadan önce müvekkilinin davacıya karşı menfi tespit davası açtığını ve buna dayalı olarak derdestlik itirazlarının bulunduğunu, davacının iddia ettiği alacağın hangi poliçelerden kaynaklandığının açıkça bildirilmediğini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmede İstanbul mahkemelerinin yetkili kılındığı, ayrıca davalının derdest olduğunu bildirdiği davanın menfi tespit istemine ilişkin olup işbu davanın ise itirazın iptali davası olduğu, her iki davanın aynı dava olmadığı, bu nedenlerle yetki ve derdestlik itirazlarının yerinde görülmediği, yine taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin, dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 287. maddesine uygun biçimde delil şartını içerdiği, bu kapsamda davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde yaptırılan bilirkişi raporundan, davacının asıl dava yönünden 22.911,40 TL, birleşen dava yönünden ise 7.747,58 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davalı taraf prim tahsiline yetkili olmadığını savunmuş ise de sözleşmede açıkça davalıya bu yetkinin tanındığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile her iki dava yönünden davalının itirazının iptaline, alacağın %40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından verilen ve nakde çevrilen teminat mektubunun davacı alacağından mahsup edilerek hesaplama yapılmasına, buna karşılık taraflar arasında aynı ilişki nedeniyle görülen menfi tespit davasında sunulan bilirkişi raporunda ise söz konusu mahsup işleminin dikkate alınmamış olmasına ve iki rapor arasında ki arklılığın bu nedenden doğmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1,613,40 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.