YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/13639
KARAR NO : 2014/15945
KARAR TARİHİ : 20.10.2014
MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/07/2014
NUMARASI : 2014/141-2014/444
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.07.2014 tarih ve 2014/141-2014/444 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 27.09.2010 tarih ve 3 O 412/09 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, yabancı mahkeme kararının ilk olarak posta yoluyla davalıya tebliğe çıkartıldığı ve kararın 29.10.2010 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, bilahare davacı vekilinin talebi doğrultusunda kararın yeniden Adalet Bakanlığı aracılığı ile 14.04.2011 tarihinde davalı şirkete, 09.04.2011 tarihinde de davalı H.. B..’a tebliğ edildiği, davalı şirket vekili tarafından kendisine usulüne uygun olarak tebliğ edilen karara karşı yasal süresi içerisinde temyiz yoluna başvurulduğu ancak temyiz talebinin geçersiz olduğu ve sonradan yapılan tebliğin kesinleşen kararı ortadan kaldırmayacağı gerekçesi ile temyiz talebinin reddine karar verildiği, buna göre kararın ilk olarak davalıya doğrudan posta yolu ile tebliğ edilmesinden dolayı davalının savunma ve temyiz hakkının kısıtlandığı ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, bu durumda MÖHUK’nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı şirkete yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin davalı H.. B..’a yönelik temyiz itirazlarına gelince; davalılardan H.. B.. için mahkemece bozmadan önce 28.03.2013 tarihinde verilen davanın kabulüne yönelik karar, davalı H.. B.. yönünden temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu durumda davalı H.. B.. hakkında evvelce verilen kararın kesinleştiği nazara alınarak, yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin davalı şirkete yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.