Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/14501 E. 2015/10781 K. 20.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14501
KARAR NO : 2015/10781
KARAR TARİHİ : 20.10.2015

MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/07/2014
NUMARASI : 2014/2-2014/228

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 4. Asliye TicaretMahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/07/2014 tarih ve 2014/2-2014/228 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi Asıl ve Birleşen davada davacı tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/10/2015 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Av. A.. E.. ile Asıl davada davalılar vekili Av.C. Y. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkilinin 19-10-2006 tarihli “Ortaklık Pay Devri ve İntifası ile Devir Vaadi ve İştira Opsiyonu Sözleşmesi” ile D. Kozmetik Pazarlama Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi’ndeki mevcut % 25 oranındaki hissesinden % 20’sini 60.000.- TL’sına, . İlaç Sanayi Pazarlama ve Dış Ticaret A.Ş’ndeki mevcut % 25 oranındaki hissesinden % 15’ini 70.000.- TL’sına davalı şahsa devrettiğini, ancak davalının bu devir bedellerini müvekkiline ödemediğini, ayrıca davacı ve davalı arasında 28-12-2006 tarihinde “Hisse Devir Sözleşmesi Tasfiye Protokolü” imzalandığını, bu sözleşmenin 3 üncü maddesini “a” bendine istinaden ödenmesi gereken koordinasyon ve danışmanlık ücretinin 2007 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ait olan kısmının davalı tarafından ödendiğini, ancak Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım ayları için ödeme yapılmadığını, konu edilen hisse devir bedelleri ile koordinasyon ve danışmanlık ücretlerinin tahsili için davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli olarak yaptığı itiraz sebebiyle takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının % 40′ dan aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, davacının kendi rızası ve iradesi ile noter huzurunda hisselerini müvekkiline devrederek bedellerini tamamen aldığını, müvekkili ile davacı arasında bir koordinasyon ve danışmanlık ilişkisinin bulunmadığını, savunarak, davanın görev, yetki ve esas yönünden reddini istemiş ve davacının dava ve takip konusu tutarın %40’ından aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkili şirketin ilaç sanayi, danışmanlık ve koordinasyon hizmeti faaliyetlerinde bulunduğunu, dava dışı E.. Ü.. ile davalı şirketin hakim hissedari ile dava dışı H.U.E. arasında 19.10.2006 tarihli ortaklık pay defteri ve intifası ile devir vaadi ve iştira opsiyonu sözleşmesinin imzalandığını, anılan sözleşmenin taraflarının 28.12.2006 tarihli hisse devir sözleşmesi tasfiye protokolünü imzaladıklarını, böylelikle 19.10.2006 tarihli sözleşmede kararlaştırılmış olduğu üzere dava dışı E.. Ü.. tarafından kurulan müvekkili firmanın davalı şirkete danışmanlık ve koordinasyon hizmeti vermeye başladığını, bu hizmet karşılığında davalı tarafça Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran 2007 aylarına ait olmak üzere 5 aylık ödeme yapıldığını, ancak müvekkili şirketçe hizmet verilmeye devam edilmesine rağmen Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım 2007 aylarına ait tutarlar için herhangi bir ödeme yapılmadığını, bu bedellerin tahsili amacıyla başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu iddia ederek, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım 2007 aylarına ait 50.000.-TL danışmanlık ve koordinasyon ücretinin tahsilini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili, müvekkili şirketin davacı şirketten danışmanlık hizmeti aldığını, ancak bu hizmetin Haziran 2007 ayında sonlandırılmış olduğunu, Temmuz ayı itibariyle hizmet alınmadığını, müvekkili şirket tarafından Temmuz ayından sonra davacı şirkete herhangi bir fatura keşide edilmediğini, bu davada talep edilen 50.000.-TL’nin dava dışı H.U. E.’den de talep edildiğini, haksız kazanç sağlanmaya çalışıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve dosya kapsamına göre, asıl davada ispat yükü kendisinde bulunan davacının yazılı belge sunmadığı, yemin teklifinde bulunmadığı, birleşen davada danışmanlık hizmeti verilip verilmediğinin yazılı belge ile kanıtlanamadığı, davalı tarafın teklif edilen yemini eda ettiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, davalı tarafa kötüniyet tazminatı verilmesine, birleşen davanın ise reddine, karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleşen davada davacılardan alınarak asıl ve birleşen davada davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine,aşağıda yazılı bakiye 30,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına,20/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.