Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/14711 E. 2014/16626 K. 03.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/14711
KARAR NO : 2014/16626
KARAR TARİHİ : 03.11.2014

MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/05/2014 tarih ve 2014/154-2014/231 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi… tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,… Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 17.05.2011 tarih ve 22 O 404/08 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, yabancı mahkemenin hukuk davalarına ve o devlet kanuna göre verilmiş kararların icra olunabilmesi için gereken şartlardan biri de kendisine karşı tenfiz istenen tarafın savunma hakkına ilişkin usuli işlemlere uyulmuş olması olduğu, her ne kadar yabancı mahkeme kararının Lahey Sözleşmesinin 10. maddesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin koymuş olduğu çekince doğrultusunda davalı tarafa tebliğ edildiği ve şeklen kararın kesinleştiği anlaşılmakta ise de; yapılan tebligat üzerine davalı şirketin yabancı mahkeme kararına karşı itiraz hakkını kullandığı, itirazı değerlendiren yabancı mahkeme dosyasında davalıya daha önce iç hukukları gereğince posta yolu ile kararın tebliğ edildiği, tebliğ tarihinden itibaren itiraz süresi içerisinde itiraz hakkının kullanılmadığı, sonradan Adalet Bakanlığı aracılığı ile yapılan ikinci tebliğin davalıya itiraz etme hususunda yeni bir hak tanımayacağı, bu nedenle süresinde olmayan itirazın reddine karar verildiği, böylece davalının savunma hakkının ihlal edildiği ve adil yargılamadan bahsedilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle MÖHUK’nın 54. maddesindeki tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı şirkete yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin davalı …’a yönelik temyiz itirazlarına gelince; davalılardan Haşim Bayram için mahkemece bozmadan önce 24.05.2013 tarihinde verilen davanın kabulüne yönelik karar, davalı Haşim Bayram yönünden temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu durumda davalı … hakkında evvelce verilen kararın kesinleştiği gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin davalı şirkete yönelik temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.