YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/150
KARAR NO : 2014/6976
KARAR TARİHİ : 09.04.2014
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/10/2013
NUMARASI : 2012/587-2013/724
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/10/2013 tarih ve 2012/587-2013/724 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin petrol istasyonu işlettiğini, davalı TSE tarafından 30/03/2012 tarih ve .. sayılı hizmet yeterlilik belgesi düzenlendiğini, davacı şirketin bu belgeye istinaden ticari faaliyetine devam ettiğini, bu belgenin geçerlilik süresinin dolmasına yakın davalı kurumca 02/11/2012 tarihinde inceleme yapıldığı, inceleme sonucunda LPG tankı ile halı saha arasındaki mesafenin uygun olmadığı gerekçesiyle tedbir alınması gerektiği hususunda rapor tanzim edildiği, rapor doğrultusunda müvekkili şirket hakkında düzenlenen yeterlilik belgesinin askıya alındığını, işlemin yasaya aykırı olduğunu, şirketin belgeyi aldığı hali ile şimdiki halinin aynı olduğunu, farklılığın davalı kurumun standart değişikliğinden kaynaklandığını, idarenin istikrar kazanmış uygulamalarından vazgeçmemesi gerektiğini, kazanılmış hakka saygı gösterilmesi gerektiğini, davalı kurumun 6 ay sürede eksikliklerin giderilmemesi halinde belgenin feshedileceğini bildirdiğini ileri sürerek davalı Kurumca hizmet yeterlilik belgesinin askıya alınması suretiyle yaratılan muarazanın men’ine ve işlemin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı işyerinde yapılan incelemede işyerinin Mart/2012 tarihinde revize edilen TS11939 standardına uygun olmadığı gerekçesiyle belgenin askıya alındığını, standartlarda yapılan değişikliklerin kamu yararı ve hizmetleri gerekleri gözetilerek yapıldığını, standartlara uyulmasının halkın can ve mal güvenliği açısından önemli olduğunu, bu sebeple LPG ikmal istasyonlarının güncel TS 11939 standardına uyması gerektiğini, daha önceden alınmış belgenin kazanılmış hak sağlamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hizmet yeterlilik belgesinin geçerlilik süresinin bitiş tarihinin Ekim 2012 olduğu, bu dönemden sonra yeterlilik belgesi konusunda getirilen yeni ek şartların kamu sağlığı ve güvenliği nedenine dayandığı, davacı açısından kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, belgenin geçerli olduğu Ekim 2010 ile Ekim 2012 tarihleri arası için kazanılmış haktan bahsedilebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir
1- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı adına tescilli bulunan ve 556 Sayılı KHK’nın 54. vd maddelerinde düzenlenen garanti markasının davalı tarafından kullanılıp kullanılamayacağına ilişkindir. Uyuşmazlığın anılan niteliği itibariyle 556 sayılı KHK hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. 556 sayılı KHK’nın uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözüm yeri, 556 sayılı KHK’nin, 22.6.2004 tarih ve 5194 sayılı Yasa ile değiştirilen 71. maddesi hükmüne göre, ihtisas mahkemeleridir. Bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığı’nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye uygun olarak, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun, 16.09.2004 tarih ve 396 sayılı kararı, daha sonra alınan ve halen yürürlükte olan 24.3.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile anılan Kanun Hükmünde Kararnamelere ilişkin davalar bakımından, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmayan yerlerde, asliye ticaret mahkemesi kurulmuş olup olmamasına bakılmaksızın, bir ya da iki asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bir numaralı asliye hukuk mahkemesi, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde 3 numaralı asliye hukuk mahkemesi görevlendirilmiş, bu mahkemelerin yargı çevresinin adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsadığı da belirtilmiştir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. İhtisas mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar nazara alınarak, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, esasa girilerek yazılı şeklide karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA,(2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.