YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15689
KARAR NO : 2015/5363
KARAR TARİHİ : 16.04.2015
MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/11/2012 gün ve 2006/506-2012/227 sayılı kararı onayan Daire’nin 15/04/2014 gün ve 2014/142-2014/7398 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, Japonya’da faaliyet gösteren … Co. Ltd. adlı şirketin “…” markalı ürünlerin satışı ile ilgili olarak müvekkiline Türkiye temsilciliği verdiğini, müvekkili ile mümesillik anlaşması imzalandığını, davalı şirkete ise, “…” markalı ürünler için sadece tek satıcılık yetkisi tanındığını, davalının…Co. Ltd’nin izni olmaksızın haksız ve kötü niyetli olarak markanın tanınmışlığından yararlanarak söz konusu markayı … nezdinde kendi adına 2005/46065 no ile tescil ettirdiğini, bu tescilden sonra müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğunu, suç duyurusu neticesinde yapılan arama doğrultusunda el koyma işlemi yapıldığını müvekkilinin prestijinin sarsıldığını ileri sürerek, markanın hükümsüzlüğüne, 20.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile …Co. Ltd.’nin 25.05.2006 tarihinde mümessillik anlaşması yapıldığını, bu anlaşma ile müvekkilin “…” markalı ürünlerin Türkiye’deki tek satıcısı olduğunu, böylece “…” markalı ürünlerinin Türkiye’ye ithalinin ve satışının sadece müvekkili tarafından yapılabileceğini, üretici firmanın markanın müvekkili adına tesciline muvaffakat ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerinin temyiz istemi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dava marka hükümsüzlüğü maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının tescilde kötüniyetli olduğu görüşü benimsenerek davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu “…” markasının sahibi dava dışı Japon menşe’li …Co. Ltd. Şirketidir. Zira, gerek davacının yetkili temsilci sıfatıyla gerekse de davalının tek yetkili satıcı sıfatıyla dava dışı şirketin “…” markalı ürünlerinin Türkiye’deki satışını gerçekleştirdiklerinden bu marka üzerindeki üstün hak sahibinin adı geçen Japon menşe’li şirket olduğu anlaşılmaktadır. 556 sayılı KHK’nın 8/2. fıkrası uyarınca “Marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından markanın kendi adına tescili için, marka sahibinin izni olmadan ve geçerli bir gerekçe gösterilmeden yapılan başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine red edilir.” Ayrıca aynı KHK’nın 11. maddesine göre, marka sahibinin izni alınmadan marka tescili yapılması halinde marka sahibinin kullanıma itiraz etme hakkı olduğu gibi 17. madde uyarınca da yine haklı bir gerekçe olmaksızın markanın ticari vekil ya da temsilci adına tescili halinde markanın kendi adına devredilmesini isteme yetkisi vardır. Yine 556 sayılı KHK’nın 8/2. maddesinde belirtilen itiraz nedenine dayalı olarak gerçek hak sahibinin hükümsüzlük davası açabileceği de aynı KHK’nın 42/b bendinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere, ticari temsilci ya da vekilin haklı bir neden olmaksızın marka tescili yaptırması halinde gerçek hak sahibinin ileri sürebileceği talepler ayrı ayrı belirtilmek suretiyle aslında tescilde kötüniyetin varlığına ilişkin özel haller anılan hükümlerde düzenlenmiş ve yukarıda açıklanan seçeneklere dayalı olarak dava açma hakkı gerçek marka hakkı sahibine tanınmıştır.
Somut uyuşmazlıkta da, dosyada mevcut yazışma ve belgelerden gerçek hak sahibi olan Japon menşe’li … Co. Ltd. Şirketinin davalı tescilinden haberdar ve markanın devri için girişimde bulunma niyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, kötüniyetin özel halinin yukarıda bahsi geçen 556 sayılı KHK’daki hükümlerde düzenlenme biçimine ve buna yönelik dava açma hakkının gerçek marka hakkı sahibine ait olduğu dikkate alındığında; marka sahibinin ticari mümessili olan davacının doğrudan hükümsüzlük davası açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddi gerekirken davanın bu talep yönünden kabulü doğru görülmemiş, davalı vekilinin katılma yoluyla karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 15.04.2014 tarih ve 2014/142 Esas, 2014/7398 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Öte yandan, davacının “…” markasının gerçek hak sahibi Japon menşeli… Co. Ltd. Şirketinin orjinal ürünlerinin ithalini gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik kararlarında da benimsendiği üzere marka üzerindeki gerçek hak sahibinden temin edilen orjinal ürünlerin yurda ithali halinde Türkiye’de tescilli marka hakkına dayalı olarak söz konusu ithalat önlenemeyeceği gibi orjinal ürünlerin Türkiye’de satışı da engellenemez. Bu bakımdan, davalı tarafça esasen gerçek hak sahibinin dava dışı Japon menşeli firmaya ait olduğunu bildiği orjinal ürünlerin satışını kendi adına tescilli marka hakkına dayalı olarak önlemesi mümkün olmayacağından bu sebeple giriştiği eylemlerden doğan davacı zararının tazmini gerektiği halde, mahkemece yazılı gerekçelerle tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın bu bentte açıklanan gerekçe itibariyle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle Dairemizin 15.04.2014 tarih ve 2014/142 Esas, 2014/7398 Karar sayılı onama ilamı kaldırılarak mahkece verilen kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle de kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının istekleri halinde karar düzeltme isteyen taraflara ayrı ayrı iadesine, 16/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.