YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15758
KARAR NO : 2015/11183
KARAR TARİHİ : 27.10.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/05/2014
NUMARASI : 2009/361-2014/210
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/05/2014 tarih ve 2009/361-2014/210 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/10/2015 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. S.. G.. ve Av. H. P. ile davalı vekili Av. K.. E.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olduğu “B. Bilgi Kaynak ve İletişim Sanayi ve Ticaret A.Ş.” ve bu şirketin sahibi bulunduğu “T. İletişim Hiz. A.Ş.” unvanlı şirkete ait hisse senetlerinin değerlendirilmesi ile ilgili olarak davalı M.. K.. ile doğrudan ve/veya M.. K..’ın ortağı ve/veya yönetim kurulu üyesi ve/veya temsilcisi olduğu veya karar aldırma etkinliğine sahip olduğu “E. Ltd.”, “A. Ltd.”, “R. Ltd.”, “G. Menkul Değerler A.Ş.”, “G. Financial Products Ltd.”, “B. Holding A.Ş.” unvanlı şirketler aracılığıyla ticari ilişkiye girdiğini, bu bağlamda davalının bir süre “Bilka Bilgi Kaynak İletişim San. ve Tic. A.Ş.” unvanlı şirket nezdinde yönetim kurulu üyesi sıfatıyla görev yapıp, organ ve/veya tek başına yetkili temsilci sıfatıyla şirket namına tasarruflarda bulunduğunu, anılan ticari ilişkiler sürecinde doğmuş borç-alacak hesapları ile ilgili olarak devalının müvekkiline (3.250.000) USD borçlu olduğu ve bu borcunu 31.03.2001 tarihinde ödeyeceği taahhüdünü içeren 15.08.2000 tarihli “Taahhütname” başlıklı belgeyi, şahitler huzurunda imzalayıp, tevdi ettiğini, borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle girişilen icra takibine vaki imzaya itirazın kaldırılması istemiyle açılan İstanbul 4.İcra Tetkik Mercii Hakimliği’nde açılan davanın reddedilerek, %40 icra tazminatına mahkum edildiklerini, İcra Tetkik Mercii kararlarının taraflar arasında dahi kesin hüküm özelliği arzetmeyeceğini, kaldı ki, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu, müvekkilinin davalıdan olan alacağının gerek temel ilişki, gerek buna dayanak vakıalar, gerekse borcu kanıtlayan taahhütname ile sabit olduğunu belirterek, (3.250.000) USD alacağın 31.03.2001 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte ABD Doları olarak veya tahsil tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, İcra Tetkik Mercii Hakimliği’nce verilen %40 icra inkar tazminatının tahsiline ilişkin hüküm kısmının infazının durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alacağın dayanağı olduğu iddia edilen “Taahhütname” başlıklı belgenin altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, ileri sürülen alacak iddiasının ticari ilişkiden kaynaklandığı iddia edildiğinden alacağın sair delillerle ispatının gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, bilirkişi incelemesinde, davaya konu taahütnamedeki imzanın başlangıç bölümünde oluşturulan M harfine benzer gramın tersim tarzı ve imzaların bitiriliş özelliği yönüyle mukayese imzalar ile kısmi benzerlik gösterdiğinin, inceleme konusu imzanın mukayese imzalara kıyasla davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli itiyadi grafolojik bulgulara rastlanmadığının mütalaa edildiği, HUMK 309. maddesi uyarınca senetteki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda kanaat oluşmaması halinde senedin yazıldığını görenlerin tanık olarak dinlenebileceği, davacı tanıklarının belgeyi davalının imzaladığını belirttiği, davacının sunduğu 23.05.2000 tarihli pay devrine ilişkin yazının, İİK’nın 68. maddesinde belirtilen yetkili makamların yetkileri dahilinde verdikleri belgelerden olmadığından imza incelemesine esas tutulamayacağı, davacının alacağını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı tarafından imzalanarak davacıya verildiği iddia edilen “Taahhütname” başlıklı belge kapsamında ödenmesi gereken 3.250.000 USD’nın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece İcra Tetkik Mercii tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesine göre taahütnamedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığı, kararın kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar Dairemizce İcra Tetkik Mercii kararının kesin hüküm teşkil etmediği, alınan raporun mahkemeyi bağlamadığı, HUMK 308 ve 309. maddeleri uyarınca işlem yapılarak yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine işaret olunarak bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış, imzanın basit tersimli olduğu, imzanın davalının elinden çıktığını gösterir nitelikte yeterli grafolojik bulgulara rastlanmadığı mütalaa edilmiş, HUMK 309. maddesi uyarınca senedin yazıldığını ve imzalandığını gören davacı tanıklarının dinlenmesine karar verilmiş, davacı tanıkları “Taahütname” isimli belgedeki imzaların davacı tarafından atıldığını ifade etmiş, mahkemece netice olarak davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, tanık beyanlarına hangi nedenle itibar edilip edilmediği karar yerinde yeterince değerlendirilip tartışılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 27/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.