Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/15793 E. 2015/5239 K. 15.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15793
KARAR NO : 2015/5239
KARAR TARİHİ : 15.04.2015

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/03/2013 gün ve 2012/46 – 2013/27 sayılı kararı onayan Daire’nin 10/04/2014 gün ve 2013/10186 – 2014/7082 sayılı kararı aleyhinde taraf vekilleri tarafından karar düzeltmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, 35. 41 ve 42. sınıf hizmetlerde kullanılmak üzere davalı adına tescil edilen ‘…’ ibareli markanın, diskotek hizmetleri, parti düzenleme hizmetleri ve eğlence hizmetleri dışında kalan hizmetlerde uzun süreden beri kullanılmadığını ileri sürerek, bu durumun tespitine, anılan sınıf mal ve hizmetler bakımından markanın sicilden terkinine, hükümsüzlüğüne ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davanın davacıları vekili, 1983 yılında kurulan müvekkili… A….nin faaliyet alanını kapsar şekilde, 35. 41 ve 42. mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere ‘…’ ibareli markayı 12.05.1999 tarihinde adına tescil ettirdiğini, grup şirketi olan diğer müvekkilinin kullanmasına izin verdiği gibi aralarında 31.07.2008 tarihinde lisans sözleşmesi de imzaladıklarını, müzik, kültür, eğlence ve turizm sektöründe markayı kullandıklarını, 2006 yılında kurulduğu anlaşılan davalı şirketin konut projesinin adını ‘…’ olarak nitelediğini, halen kullandığını, ‘…+şekil …recidence +şekil’ ibareli markayı tescil için başvurduğunu, müvekkilinin itirazı üzerine başvurunun reddine karar verildiğini, ‘…’ ibaresini, web sitesinde, e-posta adında ve diğer tanıtım vasıtalarında halen kullandığını, marka hakkına tecavüz ettiğini ve haksız rekabette bulunduğunu ileri sürerek, tecavüzün durdurulmasına, kaldırılmasına, önlenmesine ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davanın davalısı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü kısmen reddine, birleşen davanın kabulüne ilişkin verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizin 10.04.2014 günlü ilamıyla onanmıştır.
Taraf vekilleri bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Asıl davada davacı vekili Dairemizin 10.04.2014 günlü onama ilamına karşı süresinde karar düzeltme isteminde bulunulmuş ise de, bu aşamada davacı vekili 24.12.2014 havale tarihli dilekçesiyle davadan feragat ettiğini bildirmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup davadan feragate hüküm kesinleşinceye değin yapılabilir ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Davacı vekilinin davadan feragate ilişkin beyanının, vekaletnamesinde HMK’nın 74. maddesine uygun şekilde bu konuda özel bir yetkisi bulunduğu da gözetildiğinde, HMK’nın 307 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmış, Yargıtay İBK’nın 11.04.1940 gün ve 70 sayılı ve HGK’nın 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararları uyarınca, davadan feragate ilişkin bir hüküm verilmesini teminen yerel mahkeme kararının bozulmasına, bozma sebep ve biçimine göre asıl davada taraf vekillerinin karar düzeltme isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
2-Birleşen davada davalı vekilinin karar düzeltme isteminin incelenmesinde dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, birleşen davada davalı vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekmiştir.
3-Birleşen davada davacı vekilinin karar düzeltme isteminin incelenmesine gelince, mahkemece, Dairemizin 01/11/2011 gün ve 5602/14744 sayılı bozma ilamı ile hem asıl hem birleşen dava yönünden verilen kararın bozulduğu ve bozma ilamına uyulduktan sonra yapılan yargılamada mahkemece verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından tebdirin devamı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Ancak mahkemece, Dairemizin anılan bozma ilamından önce, verilen ilk kararda birleşen dava yönünden, hükümle birlikte, dava konusu markanın davalı tarafından kullanılmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilerek, hükmün etkinliğini sağlamak amacıyla verilen ihtiyati tedbir kararının hükmün kesinleşmesine kadar devamına karar verilmiştir. Bu itibarla, mahkemece karar kesinleşmesine kadar ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına karar verildiğine ve Dairemizin bozma ilmamında da bu yöne ilişkin bir bozma nedeni bulunmadığına göre ihtiyati tedbir kararı halen geçerli olduğundan mahkemece ihtiyati tedbir kararının ortadan kalktığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararının devamı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru olmadığından birleşen davada davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin kabulü ile birleşen dava yönünden Dairemizin 10.04.2014 gün, 2013/10186 esas 2014/7082 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak birleşen dava yönünden verilen mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asıl davaya ilişkin yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, asıl davada taraf vekillerinin asıl davaya ilişkin karar düzeltme istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, (2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle birleşen davada davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü birleşen dava yönünden Dairemizin 10.04.2014 gün, 2013/10186 esas 2014/7082 karar sayılı onama ilamının kaldırılarak birleşen dava yönünden verilen mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyen taraflara iadesine, 15/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.