YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/15997
KARAR NO : 2014/17961
KARAR TARİHİ : 19.11.2014
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.09.2013 tarih ve 2011/226-2013/360 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 18.563 TL’nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Kanun’un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK’nın 3156 sayılı Kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı aleyhine bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, davalının zamanaşımı nedeniyle takibin geri bırakılması istemli olarak açtığı davanın kabul edildiğini, müvekkilinin alacağının ödenmemesi nedeniyle İİK’nın 33/a maddesine göre işbu davayı açmak gerektiğini, alacağın davalı tarafından imzası inkar edilmeyen senede dayalı alacak olduğunu, takip konusu senet ile ilgili olarak her ne kadar zamanaşımı süresi geçmiş ise de alacağın zamanaşımına uğramadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 15.891,00 TL’nin bononun keşide tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bir ödeme aracı olan bononun kendi hukukuna tabi olup, senedin zamanaşımına uğradığının mahkeme kararı ile de sabit olduğunu savunarak, davanın reddini istemiş ayrıca, yargılama sırasında görev itirazında da bulunduğunu, davacının sebepsiz zenginleşmeye dayandığını oysa, sebepsiz zenginleşmenin bir haksız fiil sonucu oluşacağını, hukuki bir temele dayalı borç ilişkisinde haksız fiil hükümlerinin uygulanmayacağını belirterek, davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının TTK’nın 661, 662 ve 663. maddeleri gereğince vade tarihinden itibaren 3 yıl geçmiş olmakla artık kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe geçemeyeceği ancak, temel ilişkiye dayalı olarak keşideci- borçluya, genel dava zamanaşımı süresi içerisinde başvurabileceği, davacının deri ticareti yaptığı, davalının da deri aldığı, çevreye birtakım borçlar yaparak ortadan kaybolduğu, kendisine ulaşılamadığı, takiplerin sonuçsuz kaldığı, alacağın deri alım-satımından kaynaklandığı, keşideci imzasının davalı borçluya ait olduğu anlaşılan, borç ikrarı içeren, kambiyo senedi vasfını yitirmiş olan 23.05.2000 tanzim tarihli bono nedeniyle davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 15.891,00 TL’nin 25.06.2000 vade tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 814,10 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.