YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/16387
KARAR NO : 2015/3212
KARAR TARİHİ : 09.03.2015
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/06/2014 tarih ve 2013/707-2014/583 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı … A.Ş.’nin ortağı olduğunu, davalı şirketler arasında akdedilen 09.07.2007 tarihli kira sözleşmesinin muvazaalı olduğunu, davalı gerçek kişilerin de ilgili şirketlerin yönetim kurulu üyeleri olduklarını ve hukuka aykırı işlemlere doğrudan katılmış bulunmaları nedeniyle sorumlu olduklarını ileri sürerek, 09.07.2007 tarihli davalı şirketler arasında akdedilmiş kira sözleşmesi ile işletme ruhsatının devrine ilişkin işlemler ve varsa dayanağını oluşturan işlemlerin geçersizliğinin tespiti ile davalı … A.Ş.’nin 08.05.2009 tarih, 2009/03 ve davalı … A.Ş.’nin 09.05.2009 tarih, 2009/04 sayılı yönetim kurulu kararlarının geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davacı …’na ait hissenin ihalenin feshi davası ile kendisine geri döndüğü ve böylelikle davacının, davalı A.Ş’ne usulüne uygun olarak ortak olduğunun anlaşıldığı, davacının, davalı şirketler arasındaki kira akdinin tarafı olmadığı, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’na göre, şirket ortağının yöneticileri aleyhine sorumluluktan doğan zarar davası açabileceği ancak akdin geçersizliğini isteyemeyeceği, kaldı ki, kira sözleşmesinin yıllık 100.000 USD kira bedeli olarak kararlaştırıldığı, bir takım hakların da A.Ş’de bırakıldığı, böylelikle şirket aleyhine bu kira sözleşmesiyle herhangi bir işlem de yapılmadığı, bu nedenle yöneticilerin TTK’nun 336. maddesi uyarınca sorumluluklarının da olmadığı, şirket yöneticilerinin hukuka aykırı eylemlerinden söz
edilemeyeceği gibi TTK’nun 341. maddesinde şirket namına açılacak davaya ilişkin şartların da gerçekleşmediği, şirketle muamele yapma yasağına aykırı davranışın şirkete karşı hüküm ifade ettiği, ortakların bu durumu ileri süremeyeceği, bu konuda TTK’da düzenleme bulunmadığı, böylelikle davacının ortak sıfatıyla A.Ş’nin ve yöneticilerin yapmış olduğu kira sözleşmesinin geçersizliğinin tespitini isteyemeyeceği, yine davacının ortak olarak A.Ş’nin 2009/03 sayılı yönetim kurulu kararının geçersizliğini tespitini istemekte haklı olmadığı, söz konusu yönetim kurulu kararından davacının şahsi haklarının zarar görmediği, devrin para karşılığı yapıldığı gibi A.Ş’nin uhdesine bırakılan hakların da olduğu, davacının … A.Ş’ye yönelik davasında ise davacının … A.Ş’de ortaklık sıfatının bulunmadığı bu şirket ve yöneticileri yönünden ortaklık sıfatının olmaması nedeniyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacı U.. E..’ın kesinleşen ihalenin feshi davası nedeniyle ortaklık sıfatının kalmadığı, ihalenin feshi ile hissenin davacı …’na geri döndüğü, davacı …’nın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı ve bu nedenle davadan feragatinin da herhangi bir hak doğurmayacağı gerekçesiyle, davalı A.Ş. ve ortakları ile yöneticileri aleyhine açılan davanın reddine, davalı … A.Ş. ve yöneticileri aleyhine açılan davada aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine, davacı … yönünden açılan davada aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı … vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının şahsi haklarının zedelenmediğinin anlaşılmasına ve yönetim kurulu kararlarının iptaline ilişkin olarak dava açılamayacağına dair mahkeme kabulünün doğru olmasına, şirketin pay çoğunluğuna sahip yönetim kurulu üyelerinin oybirliği ile karar almış olmaları karşısında ayrıca genel kurul kararına ihtiyaç bulunmamasına, talebin ileri sürülüş biçimine göre davalı gerçek kişilere husumet düşmemesine ve davalının … A.Ş.’nin ortağı olmamasına göre, davacı …. vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davacı vekili, davalı şirketlerin emredici hükümlere tabi olan ruhsat alma ve devir işlemlerinden kurtulmak amacıyla kira sözleşmesi akdettiklerini, kira sözleşmesinin muvazaalı olarak yapılan göstermelik, paravan bir devir işlemi olduğunu iddia etmiş olup mahkemece, davacının, davalı şirketler arasındaki kira akdinin tarafı olmadığı, şirket ortağı olarak ancak yöneticiler hakkında sorumluluk davası açabileceği ancak akdin geçersizliğini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Her ne kadar mahkemece davacının bu davayı açamayacağından bahisle yazılı şekilde karar tesis edilmiş ise de; taraflar muvazaalı sözleşmenin geçersizliğini ileri sürebilecekleri gibi, üçüncü kişiler de muvazaanın varlığını ve sözleşmenin geçersizliğinin tespitini ileri sürüp dava açabilirler. Başka bir anlatımla, doğrudan veya dolayısıyla çıkarı ve yararı bulunan ve muvazaalı sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiler de muvazaa nedeniyle geçersizliğin (hükümsüzlüğün) tespiti için olumsuz tespit davası açabilirler. Üçüncü şahısların doğrudan veya dolayısıyla hukuki yararlarının bulunması halinde olumsuz tespit davası açıp muvazaayı ispat ederek sözleşmenin geçersizliğini tespit ettirmek haklarının bulunduğu, gerek uygulamada gerekse öğretide ortaklaşa kabul edilmektedir (Eraslan Özkaya, İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, s. 200-201). Bu durumda, somut olayda dava konusu kira sözleşmesinin tarafı olan davalı … ortağı olan davacının, davalı şirketler arasındaki kira sözleşmesine taraf olmamakla birlikte ortağı bulunduğu şirketin asıl faaliyeti ve sahip olduğu ruhsat konusu hakkın diğer davalı …’ne kira yoluyla devri nedeniyle bu
sözleşmenin geçersiz olduğunun tespitinde dolayısıyla çıkarı ve yararı bulunduğu gözetilerek muvazaa iddiasının karar yerinde tartışılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken muvazaa iddiası tartışılmaksızın davacının bu davayı açamayacağının kabulü ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, mümeyyiz davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı …’na iadesine, 09/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.