YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1660
KARAR NO : 2014/8056
KARAR TARİHİ : 30.04.2014
MAHKEMESİ : KÜÇÜKÇEKMECE 5. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/11/2013
NUMARASI : 2012/772-2013/553
Taraflar arasında görülen davada Küçükçekmece 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen15/11/2013 tarih ve 2012/772-2013/553 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların 1/2’şer pay ashibi oldukları konutun satın alınması için konut kredisi kullanıldığını, tarafların müştereken borçlu olmalarına rağmen kredi taksitlerinin davacı tarafından ödendiğini, yapılan ödemede davalı payına düşen miktarın tahsili için başlattıkları icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, konut kredisine istinaden doğrudan davacının hesabına para gönderilmediğini ancak dava konusu taşınmazın satın alınmasından önce ve sonra davacının banka hesaplarına, kredi kartı hesaplarına ve davacının 3. kişilere olan borçları için kendi banka hesabından para transferi gerçekleştirdiğini, bu nedenle davacıdan 97.873,00 TL alacaklı olduğunu, taraflar arasındaki şifahi anlaşma ile davacının bu borcunu kredi borcunu ödeyerek kapatacağının, borç kapatıldıktan sonra da kalan taksitlerin tarafların ortak olduğu şirket tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu taşınmazın davacı tarafından kiraya verildiğini ve kira bedelinden davalıya bir ödeme yapılmadığını, bu nedenle davacıdan 8.400 TL alacaklı olduğunu, alacaklı oldukları miktarın takas ve mahsubunun gerektiğini, kredi taksitlerinin de tarafların ortak olduğu dava dışı şirket hesabından ödendiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, tarafların tacir olup, tarafların birlikte ortak oldukları K. Tekstil Pazarlama Ltd. Şti. adı altında şirketlerinin bulunduğu, her ne kadar davacı tarafından konut kredi borcunun müvekkili tarafından ödenmesi nedeniyle davalı hissesine düşen kısım ile ilgili yapılan icra takibine itiraz nedeniyle itirazın iptali istemi ile dava açılmış ise de her iki tarafça da karşılıklı yapılan ödemelerin şirket hesabından yapıldığı iddiasında bulunulduğunu, davanın konusunun tarafların ticari işletmesiyle ilgili olduğu, bu nedenle görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir
6102 sayılı TTK’nın 4. maddesine göre tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari davalardandır. Aynı Yasa’nın 5. maddesine göre de, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.
Somut olayda davacı, davalı ile 1/2’şer pay sahibi oldukları taşınmaz için kullanılan konut kredisinin tamamının kendisi tarafından ödendiğini, konut kredisinden davalının payına düşen miktarın tahsili için başlattığı icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürmüş, davalı da diğer savunmalarının yanında, konut kredisinin tarafların ortak oldukları şirket kasasından ödendiğini savunmuştur. Dava konusu olan taşınmazın konut olduğu hususunda uyuşmazlık bulunmayıp, tarafların tacir oldukları da iddia ve ispat olunmamıştır. Uyuşmazlık açıklanan bu niteliği itibariyle, yukarıda da bahsedildiği üzere, 6102 Sayılı TTK’nın 4. maddesi kapsamında sayılan ticari davalardan değildir. Konut kredisinin tarafların ortak olduğu şirket kasasından ödenmesi de uyuşmazlığın ticari dava olduğu anlamına gelmez. Bu itibarla, mahkemece işin esasına girilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 30/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.