YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1727
KARAR NO : 2014/8473
KARAR TARİHİ : 05.05.2014
MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/11/2013
NUMARASI : 2013/158-2013/584
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/11/2013 tarih ve 2013/158-2013/584 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davacı bankada emekli maaş hesabı bulunduğunu, davalı bankanın 2008 yılından beri hiç bir yasal dayanağı bulunmamasına karşın maaş hesabına bloke koyarak hesabındaki paraları çektiğini, yapılan işlemin 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 121. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek maaş hesabına konan blokenin kaldırılmasına 2008 yılından beri müvekkiline ödenmeyip hesaptan çekilen paralara ilişkin fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere 10000.00 TL’nin el konulduğu tarihten itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında 27.12.2007 tarihli Bireysel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında kredi kullanan davalının bir kısım taksitleri ödemediğini, ihtilafın tüketici kredisinden kaynaklı olması nedeniyle davaya bakmaya Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, aksinin düşünülmesi halinde ise bankacılık işleminden kaynaklanan ihtilaf nedeniyle davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin 8. maddesi gereğince davacının müvekkiline hesaptan tahsil yetkisi verdiğini, bu nedenle yapılan işlemde usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; özel kanunlardaki istisnai durumlar hariç hiç kimsenin icra yolu dışında kendi alacağını tahsil edemeyeceği, davalı bankanın bu hususta ayrıcalığının bulunmadığı, icra takibi dışında davacıya ait hesaptan kendi alacağını tahsil etmesinin yasal dayanağının bulunmadığı, ancak davacı vekilinin davacının maaşından ¼ oranında banka alacağına mahsuben kesinti yapılmasına rızaya ilişkin kabul beyanında bulunduğu, mahkemenin her iki tarafın çıkarlarını gözetmek durumunda olduğu, davacının bankaya olan borcunu ödemediğinin tartışmasız olduğu, davalı bankanın haksız olarak davacının maaş hesabından kestiği paraların davacıya iadesine karar verilmesi durumunda davalı bankanın takas definde bulunabileceği gerekçesiyle davacıya ait maaş hesabına konan blokenin ¾ oranında kaldırılmasına, davacının alacak isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık hukukundan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davalının görev hususuna ilişkin itirazları reddedilip işin esası incelenmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu, 5/2. maddesinde bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin görevi dahilinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan “davalara”, asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı, 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanacağı belirtilmiştir. Görev hususu kamu düzeninine ilişkin olup yargılamanın her safhasında mahkemece resen gözetilmelidir. Bu itibarla mahkemece, uyuşmazlığın bankacılık hukukundan kaynaklanan ticari dava niteliğinde olduğu hususu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 05.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.