Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/17296 E. 2015/12336 K. 19.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17296
KARAR NO : 2015/12336
KARAR TARİHİ : 19.11.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/06/2014 tarih ve 2012/48-2014/151 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/11/2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka’nın çalışanı … tarafından mevcut nakdinin daha verimli değerlendirilebilmesi amacıyla daha önce hiç bilmediği ve uygulamadığı türev ürünlere yönlendirildiğini, bu yönlendirme sırasında yapılacak işlemlerle ve riskleri ile ilgili yeterli bilgi verilmediğini, davalının tamamen fiktif bir miktar (10.000.000 İsviçre Frangı-CHF) üzerinden “5” adet işlem gerçekleştirdiğini, her bir türev (opsiyon) işlemi için davalı Banka’nın kendisine opsiyon satılması şeklinde bir fiktif düzen yaratarak bunu müvekkiline pazarladığını, 24.11.2010, 29.11.2010, 30.11.2010 ve 09.12.2010 tarihlerinde yapılan 4 işlemin şartlarının aynı olduğunu, 10.000.000 CHF’nin fıktif olarak kullanılacağını, sayılan 4 adet işlem tarihi ile 24.12.2010 tarihine kadar CHF’nin, TL’ye olan kurunun herhangi bir zamanda 1,58 seviyesine ulaşmaması durumunda sürenin sonunda taraflar arasındaki sözleşmenin kendiliğinden sona ereceği ve kendisine peşin olarak ödenen opsiyon priminin geri alınmayacağı, ancak yukarıda belirtilen işlemlerin sürelerinin CHF’nin TL karşısındaki kurunun 24.12.2010 tarihine kadar 1,58’e ulaşması l,58’i aşması hâlinde sırasıyla 25.11.2011, 24.11.2011, 24.11.2011 ve 09.12.2011 tarihlerine kadar uzayacağı ve dönem sonunda o tarihteki piyasa fiyatı üzerinden alınacak CHF’nin işlemin yapılışı sırasındaki ilk 4 işlem için davalıya 1,58’den satılacağı hususlarında tarafların anlaştığını, bu suretle müvekkilinin piyasadan çok pahalıya aldığı CHF’yi davalı Banka’ya 1,58’den satması gibi bir durumun ortaya çıktığını, 10.12.2010 tarihinde yapılan 5. işlemde CHF’nin TL karşısındaki kurunun 10.01.2011 tarihine kadar 1,60 seviyesine ulaşması halinde işlem tarihinin 30.12.2011 tarihine kadar uzayacağının kararlaştırıldığını ve dönem sonunda alınan CHF’nin 1,60 gibi düşük bir fiyattan davalı Banka’ya serbest piyasadan temin edilerek satılacağı şeklinde anlaşıldığını, geçen zaman zarfında CHF’nin TL’ye olan kurunun 1,58 ve 1,60 seviyelerinin çok üzerine neredeyse 2,51 seviyelerine kadar çıktığını, davalı Banka’nın hazine departmanı bu artışı öngörür bilgilere sahip olduğundan bu tür işlemleri aşırı kâr elde etmek için müvekkiline pazarladığını, CHF’deki artışın yükselme eğilimi göstermesi üzerine çözüm üretmek amacıyla davalı Banka’ya başvurmasına rağmen çözüm üretilmediğini, zararın sigortalanmasının “hedge edilmesinin” davalı Banka nezdinde mümkün olup olmadığı yönündeki araştırmalarına da davalı yanca bilgi verilmediğini, sigorta konusunda müvekkili
bilgilendirilse idi zararın bu kadar artmayacağını, 31.05.2011 tarihinde davalı Banka’nın özel bankacılık bölümünden sorumlu genel müdür yardımcısı … ile görüşüldüğünü ve müvekkilinin ısrarları üzerine ancak çok büyük zararlar oluştuktan sonra yüksek prim ödenmesi suretiyle sigortalama hedge etme işleminin yapıldığını, müvekkilinin 5 işlemin ilk 3’ünden çok büyük zararlara uğradığını, diğer 2 işlem açısından ise çok geç haber verilmesi ve sigorta hedge uygulamasına çok geç başlanması nedeniyle çok yüksek seviyede prim ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin zararının anılan işlemler nedeniyle 17.327.168 TL olduğunu, davalı Banka’nın eylemlerinin SPK mevzuat ve tebliğlerine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 17.327.168,00 TL’nin faiziyle birlikte davalı Banka’dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir..
Davalı vekili, taraflar arasında 30.10.2006 tarihinde ve 16.04.2007 tarihinde “Opsiyon Çerçeve Sözleşmeleri, 21.01.2009 tarihinde ve 08.11.2010 tarihinde “Türev Ürünler Çerçeve Sözleşmesi imzalandığını, çerçeve sözleşmelerde yer alan açık uyarı, kabul, beyan ve taahhütlere rağmen davacının ayrıca 30.10.2006 ve 14.06.2007 tarihlerinde muhtemel riskler konusunda yazılı olarak bilgilendirilip kendisinden “Muhtemel Riskleri Kabul Beyanı” alındığını, davacının 2006 yılından beri kesintisiz olarak çeşitli tarihlerde kendi nam ve hesabına 184 adet, usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamelere dayalı olarak üçüncü kişiler nam ve hesabına 500’ü aşkın opsiyon işlemi gerçekleştirdiğini, müvekkili Banka’nın opsiyon işlem dekontları tahtında gerçekleştirmiş olduğu işlemlerin … ile tanımlanmış aracılık faaliyetlerinden olmadığını ve bu nedenle tebliğ kapsamında değerlendirilemeyeceğini, dava konusu işlemlerin … tarafından düzenlenen ve denetlenen borsalarda (Vadeli İşlem Opsiyon Borsasında) yapılmadığını, davacının bir çeşit sigorta olarak tanımladığı “hedge etmenin” de bir tür opsiyon işlemi olduğunu, ters opsiyon olarak nitelenen hedge işlemiyle opsiyon satan tarafın risklerini azaltmak amacıyla prim ödeyerek aynı konuda opsiyon satın aldığını, tezgah üstü piyasalarda ters opsiyon işlemi yapılabilmesi için karşı tarafın onayı gerektiğini, bankanın hedge işlemi yapmak konusunda bir yükümlülüğünün de bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı Banka ile 500’ü aşkın opsiyon işlemi gerçekleştirdiği, her defasında yapılan işlemlerin neticelerinin davacının hesabına yansıtıldığı, bu işlemler gerçekleştirilirken davacının yeterince bilgilendiremediğine ilişkin herhangi bir itirazı kayıt ileri sürmediği, taraflar arasında 30.10.2006 – 16.4.2007 tarihli opsiyon çerçeve sözleşmesi, 21.01.2009 tarihli türev ürünler sözleşmesi ve 08.11.2010 tarihli türev ürünler çerçeve sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede yapılan işlemler ile ilgili risklerin açıkça belirtildiği, 30.10.2006 ve 14.06.2007 tarihlerinde davacıdan muhtemel riskleri kabul beyanı alındığı, davacının çerçeve sözleşmeleri imzaladığı tarihlerde ve sonrasında ….’nin yönetim kurulu üyesi olup kendisini ekonomist olarak ifade ettiği, 2006 yılından beri hem kendi adına hem de en az 7 kişiye vekaleten benzer türev işlemlerini gerçekleştirdiği, davacının kendi adına yaptığı opsiyon işlemlerinde yüksek riskli CHF- TL işlemleri yaptığı, vekaleten yaptığı işlemlerde daha düşük döviz işlemleri yapmayı tercih ettiği görüldüğünden davacının yüksek düzeyde bilgiyle hareket ederek kendisi açısından bilerek daha fazla risk aldığı sonucuna ulaşıldığı, davalı Banka’nın davacıyı hukuka aykırı olarak yönlendirdiği, davacıya karşı bilgilendirme yükümlüğünün tam ve uygun olarak yerine getirilmediği, kendisinden bilgilerin saklandığı iddialarının ispat edilemediği, davalının aracılık işlemlerinde sigorta yapma zorunluluğu bulunmadığı, davalı Banka çalışanın hukuka aykırı işlem yaparak davacıyı yanlış yönlendirerek davacının zararına sebebiyet verdiğinin ispatlanamadığı, dava konusu işlemler tarafların iradeleriyle kabul ettiği işlemler olup genel işlem şartlarına aykırılık taşımadığından geçersizliklerinin ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 19/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.