YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17368
KARAR NO : 2015/3650
KARAR TARİHİ : 16.03.2015
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/04/2014 tarih ve 2013/167-2014/72 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili ve davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı …’ın müvekkilinin ticaret ünvanın ayırt edici unsuru olan “…” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı … başvuruda bulunduğunu, başvurunun ilanı üzerine müvekkilinin yaptığı itirazın nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkili şirketin daha önce “…” ibaresinin tescili istemiyle yaptığı başvurunun üçüncü kişiye ait “…” ibareli marka ile benzer olduğundan bahisle … tarafından reddedilmişken davalı başvurusunun aynı nedenle dahi reddedilmemesinin hatalı olduğunu, ” …” ibaresinin bilinen semt adı olması nedeniyle marka olarak tescilinin yapılmaması gerektiğini ileri sürerek, .. kararının iptaline, başvurunun tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, iptali istenilen …kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, davacının ticaret unvanında “taksim” ibaresinin bulunmasının bu ibarenin marka olarak başkası tarafından kullanılmasına engel teşkil etmediğini, başvuru markası ile davacının dayanak gösterdiği üçüncü kişilere ait markaların esas unsurları, görünüşleri, söylenişleri, ve yarattıkları genel izlenim açısından oldukça farklı olduklarını bu nedenle aralarında iltibas bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Marka başvurusunu devralan davalı şirket vekili, davacının “…” ibaresini daha önce marka olarak kullanmadığını, 556 sayılı KHK’nin 5 ve 6.maddeleri gereğince davacının bu davayı açmada hukuki yararı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; başvuru markası ile davacı tarafça dayanılan 2003/11345 sayılı markanın aynı ürünleri kapsadığı, markasal işaretlerin de benzer olduğu, bu sebeple başvurunun KHK’nın 7/1 (b) maddesi uyarınca reddinin gerektiği, “Taksim” ibaresinin KHK’nın 7/1 (c) maddesi uyarınca bir coğrafi yer adı olarak tanımlayıcı olduğu, davacı şirketin davalı başvurusundan önceki tarihte kurulmuş olup, iş belgeleri ve faturalarında “…” ibaresini kullandığı, bu nedenle sözü edilen ibare üzerinde KHK 8/3 anlamında fiili kullanımla hak sahibi olduğu ve davacı şirketin önceki tarihli “Taksim” ibareli ticaret unvanı sebebiyle KHK’nın 8/5 maddesi uyarınca da başvurunun reddinin gerektiği gerekçesiyle, YİDK kararının iptali ve tescil edilen davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı … vekili ve davalı … vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve başvuru konusu ibare üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait olmasına göre, davalı …vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı … vekili ve davalı … vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılar … ve …’dan ayrı ayrı alınmasına, 16/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.