Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/17547 E. 2015/2991 K. 05.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17547
KARAR NO : 2015/2991
KARAR TARİHİ : 05.03.2015

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.05.2014 tarih ve 2012/1000-2014/556 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı ile hava yolu nakliye anlaşması yaptığını ve bu anlaşma uyarınca da …’deki firmadan malzemeleri sipariş ettiğini, davalı şirket tarafından malzemelerin 10.12.2005 tarihinde …’a geleceğinin bildirilmesine rağmen sonradan ancak 18.12.2005 günü İstanbul’da olabileceğinin bildirildiğini, maliyetler göze alındığında karayolu nakliyesinin, havayolu nakliye fiyatlarının yaklaşık 1/3’üne yapıldığını, malzemelerin hızlı gelmesini isteyen firmaların da üç kat daha fazla para ödeyip hava yolu nakliyesini tercih ettiklerini, bu nedenle müvekkilinin havayolu nakliyesi ile karayolu nakliyesi arasındaki bedel farkı kadar maddi zarara uğraması nedeniyle şimdilik 1.250 TL’nın fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında talebini ıslahla 3.326,92 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, dava konusu uyuşmazlığa konu taşıma işinde müvekkili şirketin acente sıfatı ile hareket ettiğini, taşıma işini …. Kargo firmasının yaptığını, müvekkilinin … acentesi olduğunu savunarak, davanın husumet yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu taşımanın … ile … arasında yapılması sebebi ile uyuşmazlık hakkında Varşova Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği, davalının düzenlemiş olduğu navlun faturası dikkate alındığında, taşıma işinin nakliye sorumluluğunu üstlendiği, acenta olarak davrandığı, bu sebeple davada pasif dava ehliyetine sahip olduğu, Varşova Konvansiyonu’nun 4 sayılı Montreal Protokolü ile değişik 19. maddesi hükmüne göre taşıyıcının, hava taşımasındaki yolcu, bagaj veya eşyanın gecikmesinden doğan zarardan sorumlu olduğu, davacının gecikmeden kaynaklanan zararını ispat etmek zorunda olduğu, hava navlunu ile kara navlunu arasındaki fiyat farkının gecikmeden kaynaklanan zarar olarak nitelendirilemeyeceği, gecikme halinde navlunun geri istenebileceğine dair Varşova Konvansiyonunda açık bir hüküm bulunmadığı, bu hali ile davacının, dava açılma sebebi olarak bildirilen hava navlunu ile kara navlunu arasındaki farkı, gecikmeden kaynaklanan zarar olarak talep edemeyeceği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 05.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.