YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17551
KARAR NO : 2014/19139
KARAR TARİHİ : 05.12.2014
MAHKEMESİ : ERZİNCAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/06/2014
NUMARASI : 2014/36-2014/39 D.İŞ
Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/06/2014 tarih ve 2014/36-2014/39 D.İş sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
İhtiyati hacze itiraz eden vekili, müvekkilinin maaşı üzerine haksız bloke konulduğunu ve ihtiyati haciz kararı alındığını, müvekkilinin yaklaşık 10 yıl önce kredi kullanan E.. S..’a kefil olduğunu, bu kişi tarafından kredinin ödendiğini ancak, bankanın ipotek karşılığında yeni krediler temin ettiğini, ödenmeyen krediler karşılığında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin mal kaçırmasının söz konusu olmadığını, müvekkiline gönderilen ihtarnamede belirtilen borç miktarından çok daha az borcun bulunduğunu bankanın da kabul ettiğini, bu nedenle ihtarların geçerli kabul edilemeyeceğini, müvekkiline boş belge imzalatıldığını, kaldı ki sözleşme geçerli kabul edilse dahi müvekkilinin 15.000 TL için kefil olduğu ileri sürülmesine rağmen 20.000 TL için ihtiyati haciz kararı alındığını ileri sürerek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Karşı taraf (alacaklı) vekili, ihtiyati hacze itiraz sebeplerinin sınırlı olup, itiraz dilekçesinde belirtilen sebeplerin bu kapsamda bulunmadığını savunarak, itirazın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İİK’nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararının rehinle temin edilmemiş alacaklar için verilebileceği oysa, somut olayda alacağın ipotekle güvence altına alındığı ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip de başlatıldığı, ihtarnamede ve ihtiyati haciz talebinde borç miktarının 103.000,00 TL olarak belirtildiği, ipotekli taşınmazın değerinin ise takip dosyasında 110.000,00 TL olarak belirlendiği, bu nedenle alacağın rehinle temin edildiği ve ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının muteriz yönünden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, karşı taraf (alacaklı) vekili temyiz etmiştir.
Talep, genel kredi sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz kararına itiraza ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçeyle, itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İİK’nın 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflâsa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak, rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflâs veya haciz yoluyla takip edebilir. Kefillerin sorumluluğu ise BK’nın 586/1. maddesinde hükme bağlanmıştır. Anılan düzenlemeye göre kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Somut olayda, ihtiyati haciz kararına itiraz eden tarafından verilmiş bir ipotek bulunmadığı gibi, ipoteğin de kredi sözleşmesinin asıl borçlusu lehine verildiği anlaşıldığından mahkemece alacağın rehinle temin edildiği ve ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığı belirtilmek suretiyle yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, karşı taraf (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın ihtiyati haciz talep eden yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.