Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/1761 E. 2014/16924 K. 05.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1761
KARAR NO : 2014/16924
KARAR TARİHİ : 05.11.2014

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/07/2013 tarih ve 2012/158-2013/443 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi gerekçeli kararı davalı vekili ve fer’i müdahil vekili, tavzih kararı fer’i müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, bir aile şirketi olan davalı şirketin büyük ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan …’nin yapmış olduğu tüm hukuk dışı işlemlerde şirket menfatini hiçbir şekilde düşünmediğini, sadece kendi menfaati yönünde hareket ettiğini, …’nin bu haksız ve kötü niyetli davranışlarından dolayı şirket yönetim kurulunun toplanarak karar alabileceği bir ortam kalmadığını, şirketin fiilen yönetim organından yoksun hale geldiğini, şirketin genel kurulunun da …’den kaynaklı nedenlerden dolayı yapılamadığını, şirketin yönetilemediğini, gerek şirketin %50 hissesine sahip olan müvekkillerinin gerekse bizzat şirketin tüzel kişiliğinin bu durumdan zarar gördüğünü, zararın her geçen gün arttığını, şirketin kurucu ortağı yönetim kurulu başkanı ve imza yetkilisi … tarafından haksız kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak yaratılan ihtilaflardan dolayı fiilen işlevsiz ve yönetimsiz kaldığını, yönetilemez hale gelmesi nedeniyle telafisi imkansız derecede zarara uğramasının önüne geçilmesi, hak ve menfaatlerinin korunması ve şirkete işlerlik kazandırılması hususlarının temini için tedbir almanın kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek, DEÜAŞ ile ilgili … Asliye Ticaret Mahkemesi’nde halen derdest olan 2011/304 Esas sayılı dava sonuçlanıncaya kadar geçecek süre zarfında şirketi idareye, temsile ve dava sonuçlandığında da şirketin genel kurulunu toplamaya ve şirketin genel kurulu yapılarak yeni yönetim kurulu teşekkül edinceye kadarki süre zarfında da şirketi idareye ve temsile yetkili kılıncak bir kayyımın atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 2011/231, 2011/232, 2011/245, 2011/282, 2011/304, 2011/454 ve 2012/31 Esas sayılı dosyaları gözönünde bulundurularak, şirket ortakları ve şirket yönetim kurulu üyeleri arasında nizaların devam ettiği, yine … 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2013/63 esas sayılı dosyasında, şirket yönetim kurulu başkanı … hakkında pay ve paydaşlık durumu ile ilgili iftira ve dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı ve dosyanın halen derdest olduğu, pay ve paydaşlık durumuna ilişkin davalar sonuçlandığında şirketin yönetimsiz kalması durumunu doğuracağı, kaldı ki mevcut şirket yönetim kurulunun ve genel kurulunun toplanamadığı, dolayısıyla şirketin faaliyetini devam ettiremediği, bu durumun şirketin ticari faaliyetini etkilediği ve telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceği gerekçesi ile eski TTK’nın 435.(yeni TTK 530) maddesi uyarınca; şirketin hak ve menfaatlerinin korunması, şirkete işlerlik kazandırılması için tedbiren şirkete yeni yönetim kurulu oluşuncaya kadar şirketi idare ve temsil etmek üzere kayyım heyeti atanmasına karar verilmiştir.
Davacılar vekili, gerekçeli kararın 1 numaralı hüküm fıkrası ile atanmış olan kayyım heyetinin kararın gerekçesinde belirtilen tedbir niteliğine uygun olarak hükümle beraber göreve başlamasının temini için, gerekçe ile çelişen 3 ve 4 numaralı hüküm fıkralarının tavzih edilmesini talep etmiştir.
Müdahil talebin reddini savunmuştur.
Mahkemece, 04/07/2013 tarihli karar ile davalı …’ye şirketin hak ve menfaatlerinin korunması, şirkete işlerlik kazandırılması için tedbiren idare ve temsil kayyımı atandığı, tedbir kararlarının derhal uygulanması gereken kararlardan olduğu, kayyımın da derhal göreve başlamasının gerektiği, bu gerekçeyle hüküm fıkrasının 3 ve 4 nolu fıkraları arasında çelişki doğduğu ve yanlış anlaşıldığı, kararın aynı zamanda tedbir kararı da olduğu gerekçesi ile 04/07/2013 tarihli kararının hüküm fıkrasının 3 ve 4 nolu bentlerindeki “karar kesinleşince” ibarelerinin hüküm fıkralarından çıkarılmasına, 3 nolu bendin “hüküm özetinin Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilanına” 4 nolu bendin “kararın Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne bildirilmesine” şeklinde düzeltilmesine karar verilmiştir.
Mahkemenin gerekçeli kararı davalı vekili ve fer’i müdahil vekili, tavzih kararı fer’i müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava, davalı şirkete idare ve temsile yetkili kayyım atanması istemine ilişkin olup, anonim şirkete kayyım atanması kural olarak şirketin organsız kalması halinde talep edilebilecek bir tedbir niteliğinde olup, somut olay bakımından davalı şirketin organsız kalmasının söz konusu olmadığı hususu gözden kaçırılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı ve fer’i müdahil yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bir davada kararı temyiz etme hakkı, yalnız taraflara veya hüküm ile kendisine mükellefiyet yüklenen veya bir hakkı ihlal edilen kimseye veyahut kanunun açıkça belirttiği merciilere aittir. Bu bağlamda, mülga HUMK’nın 57’nci maddesi (HMK’nın 66 ve devamı maddeleri) uyarınca, yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek mecburiyetinde bulunan fer’i müdahilin kararı tek başına temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut olayda, …’nin davadaki konumu fer’i müdahil niteliğinde olup, davalı tavzih kararına karşı temyiz isteminde bulunmadığına göre, fer’i müdahilin tavzih hükmünü tek başına temyiz hakkı bulunmadığından, fer’i müdahil …’nin tavzih kararına yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı ve fer’i müdahil vekilinin hükmün esasına yönelik temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı ve fer’i müdahil yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle fer’i müdahil … vekilinin tavzih kararına yönelik temyiz isteminin REDDİNE, istek halinde aşağıda yazılı 23,40 TL harcın temyiz eden davalıya iadesine, 05/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.