Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/18299 E. 2015/4971 K. 09.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18299
KARAR NO : 2015/4971
KARAR TARİHİ : 09.04.2015

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/12/2012 gün ve 2011/371-2012/449 sayılı kararı onayan Daire’nin 19/09/2014 gün ve 2013/7294-2014/14171 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, 11.09.2001 tarihli sözleşmeyle davalının işletme kiracısı bulunduğu vakıflara ait hamamın, para faizsiz, işletme kirasız olarak müvekkilince işletilmesinin kararlaştırıldığını, işletme sırasındaki işlemler için davalının müvekkilini vekil tayin ettiğini ve daha sonra 06.01.2004 tarihinde azlettiğini, oysa müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, azilnamenin ulaşmasıyla işletmeyi terk ederek davalıya teslim etmek zorunda kaldığını, ancak fesih sonrası davalının aldığı parayı iade etmediğini ileri sürerek, 60.000 TL’nin reeskont faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce onanmıştır.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dava, işletme hakkının devri nedeniyle davacı tarafından davalıya ödendiği iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı vekili davalının işletme hakkı sahibi olduğu dava dışı…Genel Müdürlüğü’ne ait hamamın işletme hakkının 11.09.2001 tarihli sözleşme ile müvekkiline devredildiğini, bunun karşılığında davalıya emaneten ve depozito olarak 60.000,00 TL verildiğini, davacının sözleşmeden dönmesi halinde davalıya ödenen paranın faizsiz olarak iade edileceğinin kararlaştırıldığını, davalı tarafından 06.01.2004 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, buna göre davalıya verildiği iddia edilen 60.000,00 TL’nin tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili ise, müvekkilinin … ve …’da hamam işletmeciliği yaptığını, kendisinin …’daki hamama nezaret ettiğini, …’daki hamama nezaret etmek için davacıyı mesul müdür olarak yetkilendirdiğini, müvekkilinin …’daki hamam için resmi dairelerde gerekli işlemleri yapabilmesi için davacıya imzalı boş iki adet kağıt verdiğini, davacının dayandığı 11.09.2001 tarihli belgenin bu şekilde davacı tarafından rıza dışı doldurularak müvekkilinden para talep edildiğini, müvekkilinin araya giren tanıdıklar vasıtası ile belge aslını davacıdan aldığını, davacının dayandığı fotokopi belgenin aslının müvekkilinde olduğunu savunmuştur. Mahkemece, dava açıldığında davacı tarafça fotokopisi sunulan 11.09.2001 tarihli belgenin aslı istenildiğinde bu fotokopi belge ile içeriği farklı olan ve davacı tarafından aslı olduğu iddia edilen 11.09.2001 tarihli başka bir belge sunulmuş, davacının dava açarken fotokopisini sunduğu belgenin aslı ise davalı tarafından dosyaya sunulmuştur. Bu durumda, davacının dava açarken dosyaya sunduğu 11.09.2001 tarihli fotokopi belgenin aslının davalıda, davacının dava açarken fotokopisini sunduğu belgenin aslı olduğunu belirterek sonradan ibraz ettiği belgenin içeriğinin de fotokopi belge ile farklı olduğu anlaşılmaktadır.
Dairemizce yapılan ilk ve ikinci bozmada davalının savunmasının değerlendirilmesi için grafoloji uzmanından her iki tarafın sunmuş olduğu belgelerin asılları üzerinde inceleme yaptırılarak belgelerin sayfa düzeni, imza bloku ile metin arası açıklık ve orantı, taraflara ait imzaların yaşı gibi yönlerin tesbitinin sağlanmasının gerektiği belirtilmiş, alınan bilirkişi raporunda ise mevcut teknoloji ile yazının yaşının belirlenmesinin mümkün olmadığı, ancak her iki belgedeki yazım ve imla farklılıkları olmasına rağmen genel anlamın aynı olduğu, bununla birlikte belgelerdeki metnin başlangıç yerleri ve bitiş yerleri ile imza ve kaşenin bulunduğu yerin mutad olmadığı, metindeki paragraf aralığı ile imzalar arasındaki mesafenin mutad olmadığı belirtilmiştir.
Bu durumda, davacının dava açarken fotokopisini sunduğu belgenin aslı olarak sonradan dosyaya ibraz ettiği belgenin fotokopi belgeden farklı olması, fotokopisi sunulan belgenin aslının ise davalı elinde olması, belgelerdeki metin ile imza arasında mutad olmayan geniş bir mesafenin bulunması, ayrıca noterde düzenlenen 09.09.2002 tarihli vekaletname içeriğine göre davalıya ait hamamın çalıştırılmasına, teftişlerde hazır bulunulmasına ve tutanakların imzalanmasına yönelik davacının davalı tarafından mesul müdür olarak yetkilendirildiği hususlarının birlikte değerlendirilmesi sonucu davalının savunmasını kanıtladığı, buna göre davacının dayandığı belgenin davalının rızasına aykırı doldurulduğu, bu nedenle de davacı tarafından davalıya 60.000,00 TL verildiğinin ispat edilemediği anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı vekilin açıklanan bu hususlara yönelik karar düzeltme itirazlarının kabulüyle Dairemizin 19.09.2014 tarih, 2013/7294 Esas, 2014/14171 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin karar düzeltme itirazlarının HUMK’nun 440. maddesi gereğince kabulü ile Dairemizin 19.09.2014 tarih, 2013/7294 Esas, 2014/14171 Karar sayılı onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme kararının açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 09/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.