YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18305
KARAR NO : 2015/3743
KARAR TARİHİ : 18.03.2015
MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/09/2014 tarih ve 2013/3-2014/158 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkil şirketin “…” markasının Almanya’da, Çin’de, Litvanya’da, ABD’de ve WIPO-OMPI nezdinde Paris Sözleşmesi gereğince koruma altında olduğunu ve tanınmış bir marka olduğunu, davalı şirketin kötü niyetli olarak “…” markasını müvekkiline ait olduğunu bilmesine ve aralarında ticari ilişki de olmasına rağmen, sektördeki yüksek tanınmışlığından ve güvenirliğinden istifade etmeye yönelik olarak haksız bir şekilde kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek davalı adına tescilli “…” markasının hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin markayı 26.07.2005 tarihinden beri kullandığını, davacının yıllardan beri Türkiye’de markasını koruma altına almadığını ve sessiz kaldığını, 556 sayılı KHK’nın 42/1-a ve devamı maddelerince hükümsüzlük ve sicilden terkin için tescil tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı taraf ile davacı arasında tescil öncesinde ticari ilişkisi olduğu, davacı tarafın “…” markasını taşıyan işaretle Türkiye’de ticari ilişki içinde olduğu, davalının davacı taraf markasını tescilden önce bildiği halde aynı ibareyi taşıyan “…” markasını tescil ettirmesinin MK’nın 2. maddesi anlamında iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemeyeceği, davalı tarafın kötü niyeti ve davacı tarafın markanın tescilinden haberdar olması mümkün görülmediğinden hak düşürücü süre ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunmasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı tarafa ait 2005/31080 ve 2010/81426 sayılı markalar davacı taraf markasına benzer nitelikte olup kötü niyetli tescil nedeniyle davalı tarafa ait markaların hükümsüzlüğüne, TPE kaydından terkin edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.