YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18345
KARAR NO : 2015/3411
KARAR TARİHİ : 12.03.2015
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.05.2014 tarih ve 2011/630-2014/386 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. . tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka tarafından davalı …’ya, kredi sözleşmesi ile 2.500 TL’lık kredi açıldığını, diğer davalı …’nın söz konusu krediyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzalayarak borcun teminat altına alındığını, söz konusu kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalı borçlulara İstanbul 12.Noterliğinden ihtarname gönderilerek kredi borcunun faiz ve ferileriyle birlikte ödenmesinin talep edildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini ileri sürerek, 3.780,39 TL ana para, 61.230,03 TL faiz ve 3.061,50 TL BSMV olmak üzere toplam 68.071,92TL tutarındaki alacaklarının fazlaya ve hesap hatasına ilişkin her türlü hakkı saklı kalmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 05/10/2009 tarihinden itibaren % 153 faiz (bankaca uygulanacak cari temerrüt faiz oranlarının artması halinde artan oranlar uygulanmak üzere) ve BSMV ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, asıl borçlu olarak gösterilen davalının hiçbir zaman bankadan kredi kullanmadığını, bu durumun İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/320 esas sayılı dosyasıyla da tespit edildiğini, kesinleşen bu karar incelendiğinde, davacı banka personelinin usulsüz olarak kredi kullandırdıklarının anlaşılacağını, krediyi alan kişilerin bankaya gelmedikleri ve kredilerin bu şahıslarca kullanılmadığı tespitinde bulunulduğunu, bankaca dosyaya sunulan sözleşme asıllarının ön ve arka yüzlerindeki ve kredinin kullandırıldığını gösterir dekont asıllarındaki imzaların dahi birbirine benzemediğini, kefaletin esas borca bağlı bir borç olduğunu, davacı bankanın üzerine düşen edimi gerçekleştirmemiş olduğundan davaya konu borç ilişkisinin kurulmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, kredi sözleşmesi altında bulunan imzaların kendisine ait olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davalıların … Profil San ve Tic. Ltd. firmasının çalışanı oldukları, emsal dava dosyalarında firmanın yönlendirmesi ve kendisine finansman sağlamak amacıyla çalışanlarına kredi kullandırıp parayı kendisinin tahsil ettiği ve geri ödemediği, kredi ilişkisinin asıl tarafı olduğu, bunların dışında dava konusu 16/10/1998 tarihli kredi sözleşmesi için sözleşme tarihi öncesine ait 13/08/1998 tarihli 10 nolu tediye fişinin düzenlendiği, bunun da kredili mevduat hesabı sözleşmesinin geçersizliğini ortaya koyucu bir olgu olduğu, öte yandan tacirin basiretli bir işadamı olup, bu şekilde de davranması gerektiğinden banka şubesi yetkililerince söz konusu kredi borcunun ödendiğine dair belge verilmiş olduğu, davaya konu kredili mevduat hesap sözleşmesindeki … adına atılı bulunan imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla … isimli şahsın eli mahsulü olmadığının tespit edildiği, davacının alacaklı olduğu iddiasını kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlayamadığı, davalı asıl kredi borçlusu … ve davalı kefil …’nın dava konusu edilen borçların borçlusu olmadıkları, davalı …’nun imzası bulunan kredili hesap sözleşmesinin geçersiz olduğu, bunun dışında fer’ilik ilkesi çerçevesinde davalı …’nın kefaletinin de geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz eden davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 12.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.