YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18607
KARAR NO : 2015/10745
KARAR TARİHİ : 20.10.2015
MAHKEMESİ : KONYA (KAPATILAN) 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/06/2014
NUMARASI : 2013/28-2014/239
Taraflar arasında görülen davada Konya (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/06/2014 tarih ve 2013/28-2014/239 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/10/2015 günü hazır bulunan davalı vekili Av. M. A. ile davacı vekili Av. M. D. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin ticari faaliyetleri sonucunda ürettiği ürünlerin vereceği her türlü maddi ve manevi zararların giderilmesi için davalı şirket ile 28/09/2006 tarihinde “Ürün Sorumluluk Sigorta Poliçesi” yapıldığını, 01/02/2007 tarihinde üretimi yapılan teleskopun, dava dışı T.Maden Pet. Ürün. San ve Tic. Ltd. Şti.’ye verdiği zarardan dolayı adı geçen firmanın alacak davası açtığını, söz konusu davada 18.678,00 TL’nin faizi ve ferileri ile birlikte ödenmesine karar verildiğini ve dosya borcu olan 37.000,00 TL’nin icra dairesine ödendiğini, müvekkili şirket tarafından ödenmek zorunda kalan bu bedelin poliçe kapsamında olduğunu, davalı şirkete ihtar yapılmasına rağmen ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi yapıldığını, borçlunun icra takibine kötü niyetli olarak itiraz ederek takibinin durmasına neden olduğunu ileri sürerek davalının yaptığı itirazın iptaline, takibinin devamına, davalının itirazının kötü niyetli olması nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, süresinde ihbar yapılmadığını, talebin zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin olarak da poliçenin “Teminat Hasar Vuku” esasıyla verildiğini, bu esasa göre düzenlenen poliçelerde hasar talebi yapıldığı tarihte poliçenin yürürlükte olmasının esas olduğunu, ayrıca talep edilen hasar miktarın teminat kapsamı dışında bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı TTK’nın 1292. maddesi ihbar için rizikonun gerçekleşmesinden itibaren 5 günlük süre belirlendiği, sigortalının üçüncü kişiye vereceği tazminatın sigortacı tarafından ödenmesine ait mesuliyet sigortalarında ise hakkındaki mahkeme kararının kesinleştiğini sigortalının öğrendiği tarihten itibaren bu beş günlük sürenin başlayacağı, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/987 esas sayılı dosyasının 14/10/2010 tarihinde karara çıktığı, temyiz edilmekle bu kararın 24/01/2012 tarihinde onandığı, davacıya 09/03/2012 tarihinde tebliğ edildiği, 23/03/2012 tarihinde tashihi karar yoluna gidildiği, tashihi karar talebinin 07/02/2013 tarihi itibarı ile reddedilerek bu tarih itibarı ile kesinleştiği, buna karşılık davacının bu tarihten önce 02/07/2012 tarihinde davalı sigortacıya ihtar çekerek bilgilendirdiği anlaşıldığından 5 günlük ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiği, yine zamanaşımı süresinin de 07/02/2013 tarihinden itibaren 5 günün sonrası 12/02/2013 tarihi itibarı başlayacağı, bu itibarla dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin de dolmadığı, davacının zararı sigorta şirketine 02/07/2012 tarihinde ihbar ettiği için yargılama giderleri ve ihbardan önce işleyen faizden davalının sorumlu olmasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile takibin 18,678 TL asıl alacak 115 TL işlemiş faiz olmak üzere takibin 18.793 TL üzerinden devamına davalı itiraz etmekle takibin durmasına neden olduğundan alacağın %20’si olan 3.758,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, “Ürün Sorumluluk Sigorta Poliçesi”nden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı tarafından iki haftalık cevap süresi içinde 01/03/2013 tarihinde yapılan yetki itirazı, mahkemece kurulan ara kararla HMK’nın 15. maddesi uyarınca reddedilerek yukarıda anılan gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
Ancak, yukarıda ayrıntısı ifade edildiği üzere dava sorumluluk sigortasından kaynaklanmaktadır. Bu davalarda davacı, davayı HMK’nın 15. maddesinde bulunan ve kesin yetki niteliğinde olmayan özel yetki kuralı gereğince, tehlikenin doğduğu yer mahkemesinde açabilir. Somut olayda zarar, yani tehlike İstanbul’da meydana gelmiştir. Bunun yanında davacı, bu kesin yetki niteliğinde olmadığından davasını HMK’nın 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme olan, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açabilir. Somut olayda davalı şirketin yerleşim yeri de İstanbul’dur. Bunların yanında HMK’nın 14. maddesinde de şubenin yaptığı işlemlerden dolayı merkezin bulunduğu yer mahkemesinde dava açılabileceği gibi, şubenin işlemlerinden dolayı şubenin bulunduğu yerde de dava açılabileceğine dair düzenleme bulunmakta ise de, somut olayda şube tarafından yapılan bir işlem mevcut olmadığından şubenin bulunduğu yer mahkemesi yetkili değildir.
Bu açıklamalar karşısında davacının davasını yetkili mahkemelerden birinde açmadığının anlaşılmış olmasına ve davalının süresinde yaptığı itirazında gösterdiği Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin de davalının yerleşim yeri itibariyle genel yetkili mahkeme olması karşısında, davalının yetki itirazının kabul edilerek dosyanın Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesi yönünde yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm ve davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.