YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18816
KARAR NO : 2015/3958
KARAR TARİHİ : 23.03.2015
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/07/2014 tarih ve 2013/214-2014/448 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirket ile davalı arasında 7.11.2009 tarihinde belirsiz süreli hizmet sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme uyarınca davalının müvekkiline ait iş yerinde bilgi işlem biriminde bilgisayar operatörü olarak çalıştığını, davalının 5.9.2012 tarihinde kendi isteğiyle işten ayrıldığını, sonrasında 7.9.2012 tarihinde müvekkiliyle aynı alanda faaliyet gösteren dava dışı …’de çalışmaya başladığını, davalının müvekkil şirkette çalıştığı konum itibariyle müvekkiline ait iş yerinin sırlarına, müşteri çevresine vakıf olduğunu, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hükümlerin bulunduğunu, davalının müvekkiliyle aynı alanda faaliyet gösteren başka bir şirkette çalışmasının sözleşmenin bu hükümlerinin ihlali niteliğinde bulunduğunu, aynı sözleşmede ihlal halinde cezai şarta ilişkin hükümlerin yer aldığını ileri sürerek hizmet sözleşmesinin 9. maddesinin ihlali nedeniyle sözleşme uyarınca cezai şart olarak belirlenen son brüt ücretin 10 aylık tutarı olan 10.188,80 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı şirket yetkililerince müvekkilinin istifasının talep edilmesi üzerine müvekkilinin davacı şirketten ayrıldığını, müvekkilinin yeni iş yerinde yaptığı iş ile davacıya ait iş yerinde yaptığı işin aynı olmadığını, davacının bayilik lisansının iptali nedeniyle müvekkilinin çalıştığı iş yeri ile aynı alanda faaliyet göstermediğini, müvekkilinin davacının ticari sırlarına vakıf olması gibi bir durumun söz konusu olmadığını rekabet yasağının düzenlendiği sözleşmede yer, zaman ve konu bakımından sınırlandırma yapılmadığını bu nedenle sözleşme hükmünün batıl olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından sunulan sözleşmede davalının imzasının bulunduğu ancak davacı şirket yetkilisinin imzasının bulunmadığı, taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin her türlü delille ispatı mümkün ise de sözleşmenin cezai şarta ilişkin hükümlerinin ancak yazılı delille ispatlanabileceği, iki taraflı sözleşmelerde tarafların her ikisinin sözleşmede imzasının bulunmasının gerektiği, ibraz edilen sözleşmede davacı şirket yetkilisinin imzasının olmaması nedeniyle cezai şarta ilişkin koşulların kanıtlanamadığı, aksinin kabulü halinde de davalının çalıştığı yeni şirketi ile davacı şirketin faaliyet alanlarının aynı olmadığı, bu nedenle haksız rekabet kuralının ihlalinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı sözleşmesinde 818 sayılı BK’nın 349. maddesi uyarınca coğrafi yer sınırlaması yapılmaması nedeniyle cezai şarta ilişkin sözleşme hükmünün batıl olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.