YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18960
KARAR NO : 2015/4358
KARAR TARİHİ : 30.03.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15/07/2014 tarih ve 2012/249-2014/141 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi …. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillinin hazır giyim sektöründe faaliyet gösterdiğini, ürettiği ürünlere ilişkin tasarım tescillerinin bulunduğunu, İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2012/62 D.iş esas sayılı dosyasında davalının iş yerinde tespit yaptırdığını, yapılan tespit ile davalının müvekkilinin … nezdinde 2012-02686 nolu çoklu tasarım tescilinde yer alan 16 nolu ürünün taklidini üretip pazarladığının tespit edildiğini, davalının eyleminin 554 Sayılı KHK uyarınca müvekkilinin tasarım tescilinden kaynaklı haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL maddi, 2.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL itibar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, 22.4.2014 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat miktarını toplamda 9.250,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin ürününün davacının tasarım tesciline konu üründen farklı olduğunu, somut olayda tazminat koşullarının gerçekleşmediğini, ıslah edilen kesime ilişkin zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; gerek mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporları gerekse delil tespitine ilişkin dosyada alınan bilirkişi raporları uyarınca davalının, davacının tescilli tasarımına konu ürünün benzeri nitelikteki taklit ürünleri üretip sattığı, davacının tasarım tescilinin 1.6.2012 tarihinde gerçekleştiği, tescile ilişkin korumanın bu tarihten itibaren başladığı, bu tarih öncesinde tasarımın kullanıldığının kanıtlanamadığı, delil tespiti dosyasında verilen karara kadar geçen üç aylık süre zarfında yapılan taklit üretim uyarınca tazminatın belirlenmesinin gerektiği, davalının davacı ürününün ucuz ve kalitesiz taklitlerini piyasaya sürmesinin davacının itibarına zarar verdiği gerekçesiyle 1.542,00 TL maddi, 2.000,00 TL manevi, 1.000,00 TL itibar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, temyiz eden taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak; dosya kapsamında yer alan 14.3.2014 tarihli bilirkişi raporunda; davalı şirketin dava konusu tasarımın taklidi niteliğindeki ürünlerin satışına ilişkin, tasarım tescil tarihinden sonrasında tekabül eden 2012 yılına ait faturaların incelendiği, bu faturaların incelenmesi neticesinde davalı tarafından 178 adet ürün satışının yapıldığı, bu ürünlerin 88 adedinin 60,00 TL’den, 90 adedinin ise 50,00 TL’den satıldığı, 60,00 TL’den satılan ürünlerden 43 adedinin iade edildiği, bir adet ürününün üretimi için toplam 31.50 TL gider yapılması gerektiği hususlarına değinilmiştir. Davalının faturaya dayalı bu ürünler haricinde üretim ve satış yaptığı hususu da dosya kapsamıyla ispat edilememiştir. O halde mahkemece; tespit edilen somut veriler ışığında hükmedilecek maddi tazminat miktarı belirlenip, KHK’nın 53. maddesi uyarınca tazminat miktarında makul bir artış yapılmasına ilişkin davacı vekilinin talepleri de değerlendirilerek sonucu uyarınca davacı yararına maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3-Mahkemece davacı vekilinin manevi tazminat isteminin kabul veya reddedilen kısmına yönelik karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. ve 12. maddeleri gözetilerek taraflar yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
4-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin maddi tazminat yönünden hükmedilen vekalet ücretlerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin maddi tazminat yönünden hükmedilen vekalet ücretlerine ilişkin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden taraflara iadesine, 30/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.