YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/18997
KARAR NO : 2015/4363
KARAR TARİHİ : 30.03.2015
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/10/2014 tarih ve 2013/44-2014/483 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve asli müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin davalı … nezdinde kayıtlı bir şirket olduğunu, 10.01.2013 tarih ve 2013/5 sayılı Yönetim Kurulu Kararıyla şirkete genel müdürü atanmasına, atanan genel müdürünün görev ve sorumluluklarının belirlenmesine dair karar alındığını, bu kararın tescil ve ilanı için davalı …’ne başvurulduğunu, davalı tarafından 15.01.2013 tarih 35 sayılı karar ile tescil ve ilan talebinin reddedildiğini, ret kararı ve gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, ileri sürerek TTK’nın 32/4. maddesi uyarınca yönetim kurulunca alınan dava konusu kararın geçici tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu genel kurul kararının şirket ana sözleşmesinin 8. maddesi ile TTK ve 6103 sayılı Yasa hükümlerine aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Asli müdahil vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; dava konusu yönetim kurulu kararını alan yönetim kurulunun oluşumunda hukuka aykırılığın bulunmadığı, şirket ana sözleşmesi uyarınca alınan yönetim kurulu kararının geçerli olduğu, ancak bu kararın dış dünyada hüküm ifade edebilmesi için ana sözleşme uyarınca B grubu hisse sahiplerince seçilen en az bir yönetici tarafından imzalanmasının gerektiği, genel müdürün yetkilerinin değişimine dair kararın TTK’nın 390. maddesine ve ana sözleşmenin 8/a maddesine aykırılık teşkil ettiği, ancak Ticaret Sicil Müdürlüğü’nce verilen ret kararının gerekçesinin somut olaya uygun olmadığı, bu gerekçeyle tescil talebinin reddinin hukuka aykırı olduğu, kararın en azından tescil edilebilecek kısımlarının tescil edilebileceği gerekçesiyle …’nün 15.01.2013 tarih 35 sayılı ret kararının iptali ile 10.01.2013 tarih 2013/5 sayılı yönetim kurulu kararının davalı tarafından geçici tescilinin yapılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve asli müdahil vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı şirketin yönetim kurulunca alınan kararın tescili isteminin davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü’nce reddine dair kararın iptali ve yönetim kurulu kararının geçici tescili istemlerine ilişkindir.
6102 sayılı TTK’nın 32. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Memuru tescili talep edilen hususların şirket anasözleşmesine ve kanuna uygunluğunu resen denetlemek zorundadır. Talep tarihinde yürürlükte bulunan mülga Ticaret Sicil Tüzüğü’nün 28. maddesi ile sonradan yürürlüğe giren Ticaret Sicil Yönetmeliği’nin 34. maddesinde de bu yönde düzenlemeler mevcuttur. Bu itibarla Ticaret Sicil Memuru’nun görevi; sadece tescil işleminden ibaret olmayıp, inceleme görev ve yetkisi kapsamında tescili zorunlu veya caiz olan hususlara ilişkin hukuki ve fiili durum araştırması yapmayı da içermektedir. Ticaret Sicil Memuru tescili istenilen hususun; kanuna ve ana sözleşmeye uygunluğunun denetimi yanında gerçeğe uygunluğunu ve kamu düzenine aykırı olup olmadığını da resen denetlemelidir. Yapılacak denetim neticesinde çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine TTK’nın 32/4. maddesi uyarınca geçici olarak tescil olunabilmektedir.
Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında açıklandığı üzere; davacının tescil başvurusunun reddine dair davalı Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ret kararının gerekçesi somut olaya uygun değildir. Ancak; TTK’nın 34. maddesi uyarınca açılan bir davada mahkemece; Ticaret Sicil Müdürlüğü kararı veya gerekçesiyle bağlı ve sınırlı bir inceleme yapılmayıp tescili istenilen kararın hukuka, anasözleşmeye ve gerçek duruma uygun olup olmadığı resen denetlenmelidir. Mahkemece alınan bilirkişi raporlarıyla tescili istenilen yönetim kurulu kararının şirket anasözleşmesine ve TTK’nın 390. maddesine aykırı hükümler içerdiği tespit edilmiştir. Tescili istenen yönetim kurulu kararının bir bütün olduğu, şirket anasözleşmesine ve kanuna aykırı kısımların haricinde kısmi tescilinin mümkün olmadığı gözetildiğinde; şirket anasözleşmesine ve kanunun emredici hükümlerine aykırı hükümler içeren ve TTK’nın 32/4. maddesi uyarınca geçici tescil koşullarını taşımayan yönetim kurulu kararının tesciline dair talebin reddi yerine yazılı gerekçeyle kabulü doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ve asli müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı ve asli müdahil yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 30/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.