Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/19071 E. 2015/4509 K. 01.04.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/19071
KARAR NO : 2015/4509
KARAR TARİHİ : 01.04.2015

MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/09/2014 tarih ve 2013/221-2014/168 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2007/… no’lu “…”, 2007/… no’lu “…” ve 2009/… no’lu “…” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı adına 2009/49287 no ile tescilli “…+Şekil” markasının müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğundan markaların benzer sınıflarda yer alan mal ve hizmetler yönünden iltibasa ve haksız rekabete sebebiyet vereceğini, davalının markasını internet sitesinde de “…com.tr” şeklinde kullandığını ileri sürerek, davalı markasının, müvekkili adına tescilli markalar ile 6, 19, 37 ve 40. sınıfta yer alan mal ve hizmetler yönünden benzer olduğunun tespitine, markanın bu sınıflar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, “….com.tr” adlı internet adresinin kullanımının engellenmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin 2004 yılından itibaren “…” markasını fiilen kullanarak markayı tanınır hale getirdiğini, taraf markaları tamamen farklı olduğu gibi, kapsadığı mal ve hizmetlerin de farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markaları arasında benzerlik olsa dahi, davalının dava konusu markayı 2004 yılından itibaren, davacıdan daha önce kullanması nedeniyle, marka üzerinde üstün hak sahibi olduğundan, sahibi olduğu bu markayı kullanabileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu alan adının davalı tarafından kullanıma başlandığı tarih itibariyle davacı tarafça 556 sayılı KHK’nın 9/2- (e) bendine dayalı olarak söz konusu kullanımın önlenemeyecek bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, tescilde öncelik ve benzerlik iddialarına dayalı olarak açılan davalı adına tescilli markanın 6, 19, 37 ve 40. sınıflar yönünden hükümsüzlüğü ile davalıya ait “…com.tr” şeklindeki internet alan adının kullanımının engellenmesi istemlerine ilişkindir.Mahkemece uyuşmazlık konusu ”…” ibaresi üzerinde davalının tescilsiz kullanım bakımından öncelik hakkı bulunduğu görüşü benimsenmek suretiyle dava red edilmiş ise de, bu durum ancak davalı tarafın tescilsiz marka kullanımı halinde, davacı tarafından tescilli marka hakkına dayalı olarak açılacak tecavüzün önlenmesi davasında dikkate alınması gereken hususlardan olup, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi önceki tescile dayalı olarak açılmış bir hükümsüzlük davasında red nedeni olarak kabul edilemez. Bunun aksinin kabulü, tescilli bir markanın varlığı halinde 556 sayılı KHK’nın 7/1-b ve 8/1-b maddelerinin varlığına karşın öncelik hakkı sahibi adına da mükerrer tescil yapılması sonucunu doğurur ki böyle bir kabul anılan KHK’nın tescilde öncelik ve teklik ilkesine de aykırılık oluşturur. Nitekim, kullanımla ayırt edicilik kazandırılması halinde mükerrer tescile imkân sağlayan 556 sayılı KHK’nın 7/son fıkrası, 22.6.2004 tarih ve 5194 sayılı Kanun ile değiştirilmiş ve anılan bentteki ”b fıkrası” hükümden çıkartılmak suretiyle mükerrer marka tesciline dair istisna hükmü kaldırılmıştır. Bu itibarla, mahkemece yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.