Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/1913 E. 2014/3620 K. 27.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/1913
KARAR NO : 2014/3620
KARAR TARİHİ : 27.02.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 50. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/07/2013
NUMARASI : 2011/51-2013/191

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/07/2013 tarih ve 2011/51-2013/191 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı A. A.Ş. Vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/02/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. E. U. B. ile Davalılar vekili Av. M.. K.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı B. (G.) A.Ş. arasında bu davalının ürettiği ve sözleşmede belirtilen markalı elektronik ürünlerin servis hizmetlerinin Gaziosmanpaşa-Rami sınırları içerisinde icrası için Ocak 1991 tarihinde “Yetkili Servis Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşme devam ederken 2006 yılı başlarında müvekkilinin de içinde bulunduğu yaklaşık 360 adet servise belirlenen tarihten sonra diğer davalı A. A.Ş’nin servisi olarak faaliyet göstermeleri yönünde davalı ile anlaştıklarını ve bu yönde yetkili servislerin de gerekli hazırlıkları yapmalarının istendiğini, müvekkilinin de bu gereklilik sonucunda elinde bulunan değerleri önemli ölçüde harcayarak istenileni yaptığını, sonrasında müvekkilinin A. A.Ş. ile çalışmaya başladığını, müvekkilinin gerekli yatırımı yapıp çalışmaya başladıktan aylar sonra davalıların her servis ile sözleşme imzalanmayacağını, kendi belirledikleri servisler ile sözleşme imzalanacağını belirterek kurulu sözleşmeyi bozmaya çalıştıklarını, davalı A.’in bütün ilişkileri keserek servis hizmetlerine engel olduğunu, sonuçta müvekkili ile aralarındaki sözleşmenin işlemez hale getirildiğini, davalıların sözleşmeye ve hukuka aykırı davranışları nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zararlara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 8.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi zararın ihtar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında yapılan ıslah ile kazanç kaybına ilişkin zararını artırarak toplam 66.037,80 TL’nin faiziyle birlikte davalı A. A.Ş’den tahsilini istemiştir.
Davalılar vekili, eski unvanı B. Elektronik A.Ş. olan şirketin unvan değişikliği ile G. Elektronik A.Ş’ye dönüştüğünü, daha sonra da G. Elektronik A.Ş’nin A. A.Ş. ile birleştiğini, külli halefiyet gereği tüm hak ve borçların A. A.Ş. tarafından üstlenildiğini, davacıdan belirli bir konsepte hazırlanması gibi taleplerde bulunulmadığını, davacının hizmetlerinin yetersiz kaldığının tespit edilerek sözleşme ilişkisinin sona erdirildiğini, davacının tüm tazminat istemlerinin dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiği, davacının maddi tazminat taleplerinden kazanç kaybı ile ilgili talebinin kısmen kabulünün gerektiği sonucuna varılarak, davacının kazanç kaybı ile ilgili maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2007 yılı için 19.106,08 TL maddi tazminatın 06/12/2008 tarihinden, 2008 yılı için 22.428,59 TL maddi tazminatın 01/01/2009 tarihinden, 2009 yılının kalan kısmı için 5.104,81 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 15/06/2009 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranda reeskont faizi ile (avans faiz oranını geçmemek koşuluyla) (toplam tazminat miktarı 46.639,48 TL’nin) davalı A.. A..’den alınmasına, fazlaya ilişkin kazanç kaybı tazminat talebi ile davacı tarafın manevi tazminat talebi ile diğer maddi tazminat taleplerinin reddine, davalı B. (G.) A.Ş’nin A. A.Ş. ile birleşmesi nedeniyle bu davalının davalı sıfatının kalmaması nedeniyle bu davalı hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı A. A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, temyiz eden taraflar vekillerinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, yetkili servis sözleşmesinin davalı A. tarafından haksız olarak feshi nedeniyle uğranılan zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacının, davalı A. ile birleşerek tüzel kişiliği ortadan kalkan B.-Grundig şirketinin yetkili servisi olarak çalışırken bu şirketin davalı A. A.Ş’ye devri sonrasında bir süre fiili olarak davalı A.’in servisi olarak hizmet verdiği, ancak A. tarafından sebepsiz olarak servis sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle davacının zarara uğradığı, sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle uğradığı müspet zarar kapsamındaki kazanç kaybı zararını isteyebileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Mahkemece davacının uğradığı bu zararla ilgili olarak yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu konuda yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporu yeterli bulunmamaktadır. Davada öncelikle çözümü gereken yön, taraflar arasında belirsiz süreli ve sözlü olarak yapılan servis sözleşmesinin haksız feshi halinde kazanç kaybına ilişkin zararın hesabının hangi süre için yapılacağı ve hesaplama yöntemine ilişkindir.Bu hususların tespitinin ise özel bilgiyi ve uzmanlığı gerektirmesi nedeniyle bu alanda görüşüne başvurulan kişinin davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak bilgi ve deneyim sahibi olması gerekmektedir. Oysaki mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişiler arasında ilgili sektörden bir bilirkişi bulunmadığı gibi verilen rapor da hüküm kurmaya elverişli olmayıp, esasen mahkemece esas alınan ek raporda da bilirkişiler davacının serbest servis olarak çalışması halinde elde edeceği kazanç miktarına ilişkin olarak bu hususun İTO Meslek Komitesi’nden sorulmasının yararlı olacağını bildirmişlerdir.Bu itibarla mahkemece, aralarında sektörden bir uzmanın da yer alacağı yeni bir bilirkişi kurulundan davaya konu belirsiz süreli yetkili servis sözleşmesinin feshi halinde öncelikle davacının emsal bir iş bulup bulamayacağının tespit edilmesi, bulabileceğinin kabul edilmesi halinde hangi sürede bulabileceğinin belirlenerek, belirlenecek makul süre için kazanç kaybı zararının hesaplanması; bulamayacağının kabul edilmesi halinde ise bu durumda da ne kadarlık bir süre için söz konusu zararı isteyebileceğinin belirlenmesi, sonrasında ise belirlenen bu sürede özel servis olarak çalışması halinde elde edebileceği kazanç ile davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde elde edebileceği kazancın tespit edilerek, davalının yetkili servisi olarak çalışması halinde kazancının daha fazla olacağının anlaşılması halinde özel servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktarın yetkili servis olarak çalışması halinde elde edeceği miktardan mahsubunun yapılarak aradaki kazanç farkının davacının uğradığı kazanç kaybına ilişkin zarar olarak hüküm altına alınması gerekirken, yetersiz bilirkişi incelemesine dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Kabul şekline göre de, mahkemece fesih tarihi olarak kabul edilen 31.12.2006 tarihinden dava tarihi olan 15.06.2009 tarihine kadar olan dönem için kazanç kaybı hesabı yapılmasının mümkün olduğu, dava tarihinden sonraki dönem için kazanç kaybı hesabı yapılamayacağı belirtilerek buna göre uğranılan zarar hüküm altına alınmıştır. Ancak, davaya konu kazanç kaybına ilişkin tazminatın, geçerli bir sözleşme ilişkisinin haksız olarak sona erdirilmesi nedeniyle sözleşmenin haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren somut olayın özelliğine göre tespit edilecek makul bir süre veya kalan sözleşme dönemi boyunca mahrum kalınan kazanç kaybının tazminine yönelik bir zarar niteliğinde olması nedeniyle dava tarihinden sonraki bir zaman dönemini de kapsaması mümkün olup, esasen kazanç kaybına ilişkin tazminat isteminin gelecekte elde edilmesi beklenen bir menfaatin ortadan kaldırılması sonucu oluşan zararın tazminine yönelik olması karşısında mahkemenin dava tarihine kadar tazminat hesabı yapılabileceğine ilişkin gerekçesi ve buna göre tazminata karar vermesi de istenen tazminatın niteliğine aykırı olduğundan kararın bu kabul şekli açısından da davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden taraflar vekillerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın taraflar; (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL vekalet ücretinin her bir yandan alınarak yek diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 27/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.