Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2028 E. 2014/9400 K. 21.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2028
KARAR NO : 2014/9400
KARAR TARİHİ : 21.05.2014

MAHKEMESİ : İZMİR 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/10/2013
NUMARASI : 2012/303-2013/293

Taraflar arasında görülen davada İzmir 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/10/2013 tarih ve 2012/303-2013/293 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile dava dışı I. İnt. Nak. Ltd. Şti. arasında Indesit markalı kompresörlerin taşınmasına dair sözleşme bulunduğunu, müvekkil şirketin araçlarının sayı olarak yeterli gelmemesi üzerine söz konusu malların davalıya ait araçla taşıtıldığını, 21.07.2011 tarihinde sürücü C.. Ö.. yönetiminde İzmir istikametinden Manisa’ya seyir halinde iken meydana gelen kaza sonucu taşınan kopresörlerin zarar görüp kullanılamaz hale geldiğinin tutanakla tespit edildiğini, hasar bedelinin taşıtan I.İnş. Nak. Ltd. Şti.’ye ödendiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL’nin, 18.09.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 96.635,34 TL’nin faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında taşıma akdi yapılmadığını, dava konusu taşımaya ilişkin olarak kendisine ne taşıtan ne de sürücü tarafından bilgi verilmediğini, usulüne uygun sevk belgesi düzenlenmediğini, davacının taşındığını iddia ettiği malların niteliği, miktarı, hasarlanan malların durumuna dair belge sunmadığını, dava konusu malların hasarlandığına dair delil bulunmadığını, usulünce yapılmış hasar tespiti de olmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalı vekili taraflar arasında nakliye sözleşmesi bulunmadığını savunmuş ise de sürücü C.. Ö.. yönetimindeki davalıya ait araca davacıya ait malların yüklenmesi ile taraflar arasında sözlü anlaşma kurulduğu, davalının çalıştırdığı kişinin kusurundan sorumlu olduğu, yargılama sırasında davacı tarafından 1228 kompresörün 35.371.00 TL’ye satılması nedeniyle davalı vekilince davanın konusuz kaldığı savunulmuş ise de satış nedeniyle giderilen kısmi zararın fazlaya ilişkin saklı tutulan kısım içerisinde değerlendirilmesi gerekeceği, sözleşmeden kaynaklanan zarar tahsili talep edildiğinden ıslah tarihi itibariyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, İndesit Marka buzdolabı kompresörleri Avrupa’da tanınan tescilli marka olup kompresörlerin yan yatmasından dolayı tamamen hasarlı olduğu, bu şekilde 3. kişilere satılması marka sahibine zarar vereceğinden davacının söz konusu kompresörleri satamayacağı, ancak hurda olarak satabileceği, bu nedenle 1228 adet kompresörün hurda olarak satılmasından dolayı düzenlenen fatura değerinin uygun görüldüğü, alınan her iki raporda da kompresörlerin kazada yan yatıp yağ kanallarının tıkanacağı ve çalışmayacağı, kompresörlerin tek tek çalıştırılıp zarar görüp görmediğinin tespit edilmesinin maliyetinin çok yüksek olduğu bildirildiğinden hukuken hiç kimsenin zarar
miktarını daha da arttıracak şekilde yaklaşık 2.000 adede yakın kompresörün her birinin basınç değerinin manometre aracı ile ölçülerek fabrika değerleri ile karşılaştırılması sonucu oluşacak maliyete zorlanamayacağı, davalı tarafın bu yöndeki talebinin kabul edilemeyeceği, davacı taraf satılmayan 572 adet kompresör ile ilgili zararını istemediğinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatiyle davanın kabulüne, 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren, 86.635,34 TL’nin ıslah tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma akdinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK’nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır.
Somut olayda mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hasarlanan kompresörlerin değeri hesaplanırken kompresörlerin tamamının maliyetinin 141.158,34 TL olduğu, yargılama sırasında satılan 1228 adet kompresörün satış tutarının 35.371,00 TL bulunduğu, 572 adet kompresörün hurda değerinin de 9.152,00 TL hesaplandığı, kompresörlerin tamamının toplam hasarlı hurda değerinin 44.523,00 TL olduğu, kompresörlerin tamamının maliyeti olan 141.158,34 TL’den tüm kompresörlerin hasarlı değeri 44.523,00 TL düşüldüğünde davacının talep edebileceği toplam hasar bedelinin 96.635,34 TL olduğu bildirilmiştir. Mahkeme gerekçesinde, “taşıma sırasında hasarlanan toplam 1800 adet kompresörden yargılama sırasında 1228 kompresörün davacı tarafından 35.371.00 TL’ye satıldığı, “davacı taraf satılmayan 572 adet kompresör ile ilgili zararını istemediğinden” davanın “kısmen kabulüne” karar verilmesi gerektiği belirtildikten sonra gerekçeye uygun şekilde hüküm kurulması gerekirken “davanın kabulüne, 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren, 86.635,34 TL’nin ise ıslah tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline” şeklinde karar verilmiştir. Bu durumda, gerekçe ile hüküm birbiriyle çeliştiğinden verilen karar, yukarıda açıklanan yasa ve içtihat hükümlerine aykırı olup kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.