Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2145 E. 2014/9013 K. 12.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2145
KARAR NO : 2014/9013
KARAR TARİHİ : 12.05.2014

MAHKEMESİ : ERZİNCAN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/12/2013
NUMARASI : 2012/421-2013/428

Taraflar arasında görülen davada Erzincan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2012/421-2013/428 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şirket tasfiye memuru, E.Elektrik Üretim A.Ş.’nin 11.05.2007 tarihinde tasfiye sürecine girdiğini, şirketin hiçbir malvarlığı bulunmadığı gibi ortakların da sermaye borçlarını ödemediklerini, hatta şirketin kuruluşundan itibaren hiçbir faaliyet göstermediğini, aksine 4.609,33 TL tasfiye zararı oluştuğunu, fesih genel kurul toplantısının 28/11/2012 tarihinde yapılmasının ardından ilan için Ticaret Siciline başvurulduğunu, ancak davalının davacı şirket hissedarı .. hisseleri üzerinde ihtiyati haciz bulunması nedeniyle ilan talebini geri çevirdiğini, bu işlemin TTK’nın 133/2 maddesiyle bağdaşmadığını, şirketin kar payı ve tasfiye payının bulunmadığını ileri sürerek davalının 29.11.2012 tarih ve 2139 sayılı kararının iptalini, şirketin feshine ilişkin genel kurulunun tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, haciz kararının Ankara 8. İcra Müdürlüğü’nün yazısı doğrultusunda uygulandığını, dolayısıyla husumetin kendilerine ait olmadığını, ticaret sicilinin haczin akıbetini araştırmak gibi bir sorumluluğununda bulunmadığını, kaldı ki Ticaret Bakanlığının 09/11/2004 tarih ve 7645 sayılı genelgesi uyarınca haczi sicil müdürlüğünün kaldırmasına da imkan tanınmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlıkta 6102 sayılı TTK’nın uygulanması gerektiği, İİK’nın 94. maddesinin hisse senedi çıkarmamış anonim şirketler hakkında tatbik edileceği, şayet hisse senedi çıkarılmamış ise alacaklının ancak bilanço gereği pay sahibi borçluya düşen kar payından alacağını tahsil edebileceği, hisse senedi çıkarılmış ise hisse senedinin İİK”nın 88. maddesi gereğince menkul malların haczi hakkındaki hükümlere göre haczedilebileceği, ne var ki, bu ayrımın 6102 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden sonra önemini kaybettiği, anılan Kanunun 133/2. maddesi sermaye şirketlerinde alacaklıların alacaklarını kar veya tasfiye payından almak yanında borçlularına ait olan senede bağlanmış veya bağlanmamış payların taşınırlara ilişkin hükümler uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebileceğini öngördüğü, şirketin sadece kağıt üzerinde kurulması herhangi bir ticari faaliyette bulunmaması nedeniyle alacak veya borcunun bulunmaması, bilakis tasfiye zararının oluşması, üç kez yapılan ilana rağmen alacaklıların müracaat etmemesi, şirketin hisse senedi çıkarma veya çıkarmama durumlarından hangisi söz konusu olursa olsun alacaklı dava dışı . ödenebilecek herhangi bir meblağın bulunmaması, dolayısıyla tasfiye ilanının alacaklıya zarar vermemesi ve nihayet ortağın payının hacizli olmasının tasfiyeye engel olacağına dair yasada hüküm yer almaması gözetildiğinde davanın sübuta erdiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, Ticaret Sicil Memurluğu işleminin iptali istemine ilişkindir. Davacı E.. A..’nin hissedarlarından olan dava dışı Koray Altınel’in şirketteki hissesi üzerine Ankara 8. İcra Müdürlüğü’nün 2009/3195 Esas sayılı dosyası ile ihtiyati haciz konulmuş olup ihtiyati haciz kararının halen ayakta ve geçerli olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Anılan ortağın payı üzerinde bulunan icra takip işlemleri sonuçlanmadan ya da hisseler üzerinde bulunan haciz kaldırılmadan tasfiyenin tamamlandığından söz edilemez. Bu itibarla davalı Ticaret Sicil Memurluğunun işlemi yerinde olup mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne hükmolunması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.