Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2382 E. 2014/4786 K. 12.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2382
KARAR NO : 2014/4786
KARAR TARİHİ : 12.03.2014

MAHKEMESİ : ŞANLIURFA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/04/2013
NUMARASI : 2012/203-2013/274

Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/04/2013 tarih ve 2012/203-2013/274 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Şanlıurfa Şubesi’nde bulunan hesabına para yatırmak üzere el çantasındaki 17.500,00 TL ve 22.000,00 TL tutarındaki iki deste parayla banka şubesine giderek boş olan veznenin önünde paraları saymaya başladığını, önce 17.500,00 TL tutarındaki desteyi açarak saydığını ve tekrar sararak veznenin üzerine bıraktığını akabinde 22.000 TL tutarındaki desteyi açarak saymaya başlarken müvekkilinden önce banka şubesinde bulunan ve hırsızlık yapmak üzere birlikte hareket eden 3 kişiden birinin müvekkilinin dikkatini dağıtmak için “pislikçilik” olarak tabir edilen şekilde müvekkilinin arkasında bulunan kiri göstererek elindeki peçeteyle temizlemeye kalktığını, müvekkilinin de şahsın elindeki peçeteyi alarak üstünü temizlemeye başladığını, bu sırada hırsızlardan diğerinin sarılı deste halindeki 17.500 TL’yi veznenin üzerinden alarak hızla uzaklaştığını ve diğer iki hırsızın da onu takip ettiğini, müvekkilinden önce banka şubesine gelen hırsızların diğer müşterilerinin de dikkatlerini dağıtmaya çalıştıkları ve şüpheli hareketleri açıkça belli olmasına rağmen banka çalışanları ve güvenlik görevlilerince fark edilmemesinin bankanın güvenlik zafiyetini gösterdiğini, ayrıca davalı banka güvenlik görevlilerinin olayın meydana gelmesinden sonra kaçan hırsızlara basit bir müdahalede bile bulunmadıklarını ileri sürerek, davalı banka şubesinin kusurunun tespitine ve müvekkilinin çalınan 17.500,00 TL parasından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.000 TL’sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olay günü davacının müvekkili banka şubesinde boş bir veznenin önünde paralarını sayarak veznenin üzerine bıraktığını, akabinde telefonla konuşmaya başladığını, davacının üçüncü şahıslarla girdiği diyalog sonucu parasının çalındığını, paranın müvekkilinin zilyetliği ve tasarrufuna bırakılmadığını, hırsızlık olayının çok kısa bir süre içerisinde olduğunu, müvekkiline atfedilebilecek bir kusur ya da müvekkilinin sözleşme öncesi veya sonrası olabilecek herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının olay tarihinde davalı banka şubesinde 17.500,00 TL’yi sayarak veznenin üzerine bıraktığı, telefonla görüştüğü esnada faili meçhul kişilerce paranın hırsızlandığı, olayın banka içerisinde olması ve davalının bankada bulunan şahısların güvenliğinden sorumlu olması nedeniyle kusurlu olduğu, davacının da parasını vezne bankosu üzerine bıraktıktan sonra sırtını dönerek telefonla görüşmesi nedeniyle kusurunun bulunduğu, bu itibarla olayın meydana gelmesinde tarafların % 50 oranında kusurlu oldukları kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 7.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, banka içinde yapılan hırsızlık nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, uyuşmazlık konusu olayda tarafların kusur durumlarının tespiti özel ve teknik bilgi gerektiren bir husustur. 6100 sayılı HMK’nın 266. maddesi uyarınca, mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ayrıca, davacı tarafından çalındığı iddia edilen paranın miktarı da taraflar arasında çekişmeli olduğuna göre, mahkemece çalınan paranın miktarına ilişkin davacı delilleri toplanıp, konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususlar gözetilmeksizin eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, davacı tarafından dava dilekçesinde kusur oranında talepte bulunulmuş ve mahkemece olayın meydana gelmesinde tarafların %50 oranında kusurlu oldukları kanaatine varıldığının belirtilmiş olmasına rağmen 7.000 TL olarak belirtilen talebin tamamen kabulüne yönelik hüküm kurulması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.