Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2456 E. 2014/9322 K. 20.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2456
KARAR NO : 2014/9322
KARAR TARİHİ : 20.05.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 48. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/09/2013
NUMARASI : 2012/282-2013/172

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 48. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.09.2013 tarih ve 2012/282-2013/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimitarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin elektronik eşya ticareti yaptığını, işyerinden mail order sistemi ile de satış yapıldığını, davalı bankanın dava dışı A.. Ö.. isimli şahsa yapılan tüm satışların sorunlu olduğundan bahisle müvekkilinin başka bir hesabında bulunan 19.005 TL tutarındaki mevduata el koyduğunu, gerekli önlemleri almayan bankanın geçersiz genel işlem şartları sözleşmesine dayanarak mevduata bloke koyduğunu ileri sürerek, söz konusu mevduatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, A.. Ö.. isimli şahıs tarafından ödemeye onay verilmemesi ve bankaya sahtecilik uyarısı gelmesi üzerine uluslararası charge-back kuralları ve davacı ile imzalanan üye işyeri sözleşmesi gereğince itiraza konu tutar üzerine bloke konulduğunu, dava konusu işlemin işyerinin rutin harcamalarına aykırı olduğunu, davacının gerekli tedbirleri almadığını, uğradığını iddia ettiği zarardan kendisinin sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı işyerinden 04.08.2012-29.09.2012 tarihleri arasında 13 kez mail order yöntemiyle yapılan satışlarla ilgili olarak sahtecilik uyarısı yapılması üzerine bankanın yaptığı bloke işleminin taraflar arasındaki üye işyeri sözleşmesine ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının hesabındaki tutara davalı banka tarafından sahte kredi kartıyla alışveriş yapıldığı iddiasıyla konulan blokenin kaldırılması ve bloke konulan paranın ödenmesi talebine ilişkindir. Mahkemece bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi kurulu, sahte işlemlerin davalı Banka tarafından değil bizzat davacı tarafından gerçekleştirildiği, davacının bu işlemleri gerçekleştirirken basiretli davranma yükümlülüğüne uygun olarak gerekli kontrolleri yapması gerekirken bu yükümlülüğü gereği gibi yerine getirmediği, davalının dava konusu bedeli bloke etmesinin nedeninin üye işyeri sözleşmesinin genel işlem şartlarına aykırılık taşıyan hükümleri değil, davacının gerçekleştirdiği usulsüz işlemler olduğu, davacının kendi kusuruna dayanan zararı davalıdan talep edemeyeceği, davalı Banka’nın parayı ödememekte haklı olduğunu bildirmiş, mahkemece de bilirkişi raporu benimsenerek davanın reddine karar verilmiştir. Ancak yurtdışında bulunan bankanın bu para için provizyon verip vermediği, alışveriş bedelini davalı bankaya gönderip göndermediği, göndermiş ise charge-back süresinin dolup dolmadığı ve bu suretle charge-back süresinin dolması nedeniyle davalı Banka’nın sebepsiz zenginleşip zenginleşmediği hususları incelenmemiştir. Bu itibarla, yurt dışındaki ilgili banka tarafından alış veriş bedelinin davalı Banka’ya gönderilip gönderilmediğinin, charge-back süresi içinde geri istenip istenmediğinin belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması için kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.