YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2608
KARAR NO : 2014/9450
KARAR TARİHİ : 21.05.2014
MAHKEMESİ : ADANA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/09/2013
NUMARASI : 2010/1000-2013/486
Taraflar arasında görülen davada Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/09/2013 tarih ve 2010/1000-2013/486 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1994 yılında tescil edilen BETA ibareli markayı 2009 yılında devraldığını, davalı şirketin ise 1997 yılında tescil edildiğini, anılan ibarenin iltibasa neden olacak şekilde kullanıldığını, markayı tanınır hale kendilerinin getirdiğini, aynı alanda faaliyette bulunduklarını ileri sürerek, ticaret unvanının terkinini, BETA ibaresinin kullanılmasının menini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, tarafların benzer alanda faaliyette bulundukları, davacının 1994 yılında tescil edilmiş markayı devraldığı nazara alındığında üstün hak sahibi olduğu, davalının BETA ibaresini kullanmasının haksız rekabet ve iltibasa yol açtığı gerekçesiyle, davalının BETA ibareli ticaret unvanın terkinine, karar kesinleştiğinde BETA ibareli tanıtıcı evrak, tabela, tanıtımların el konularak imhasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1-556 sayılı KHK’nın hükmüne dayalı olarak davacı adına tescilli bir markadan doğan korumanın kapsamı aynı KHK’nın 9, 61 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler itibariyle marka hakkına dayalı olarak bir başkasının ticaret unvanının kılavuz sözcüğünün terkini mümkün değildir. Zira, marka bir işletmenin mal veya hizmetlerinin diğer işletmenin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlamakta iken, ticaret unvanı bir işletmenin diğer işletmelerden ayırt edilmesini sağlamak amacına hizmet eder. Bu nedenle, mahkemenin açıklanan görüşü isabetli bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun’un 57/5. maddesi uyarınca marka hakkına dayalı olarak ticaret unvanının terkini talebi mümkün ise de, bu ibarenin kullanılmasının iltibasa meydan verdiğinin kanıtlanması gerekir. Bu bakımdan, soyut ifadelere dayalı bir şekilde, taraf şirketlerin ana sözleşmesindeki iştigal alanlarının aynı olduğu ve davacı markanın kapsadığı mal ve hizmetlerin benzer olduğuna yönelik mahkemenin kabul gerekçesi de yerinde değildir.
Ayrıca, davalı şirket ticaret unvanını 19.03.2007 tarihinde tescil ettirmiş, işbu dava ise yaklaşık 13 yıl sonra 03.12.2010 tarihinde açılmıştır. Bu durumda, tescil olunduğu tarihten itibaren dava tarihine kadar geçen uzunca bir süre davalı tarafından uyuşmazlık konusu ticaret unvanının kullanılmasına davacının sessiz kalması nedeniyle, işbu davanın açılmasının MK’nın 2. Maddesine aykırılık oluşturduğu nazara alınmadan, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Diğer yandan, kabule göre 6762 Sayılı TTK’nun 54. maddesine dayalı unvan terkinine ilişkin uyuşmazlıklarda, ticaret unvanının kılavuz sözcüğünü oluşturan BETA ibaresinin terkini ile yetinilmesi gerekirken, ticaret unvanını oluşturan kelimelerin tümünü kapsar şekilde terkin kararı verilmesi de doğru olmamış, kararın bu nedenlerle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.