YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2630
KARAR NO : 2014/4464
KARAR TARİHİ : 10.03.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/09/2012
NUMARASI : 2012/131-2012/205
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 28. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/09/2012 tarih ve 2012/131-2012/205 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi r tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankaya ait keşidecisi davalı M.. A.., cirantası davalı A.. E.. olan 25.11.2001 ve 30.11.2001 keşide tarihli (7.500) TL ve (8.500) TL bedelli iki adet çekin, alacağına karşılık olarak dava dışı 3. kişiler tarafından müvekkiline verildiğini, çeklerin süresinde yapılan ibrazında karşılığının çıkmadığını, bundan sonra davalılara yaptıkları başvurularda çekin ödeneceği söylenerek müvekkilinin oyalandığını ve çeklerin zamanaşımına uğratıldığını, keşideci ve ciranta olan davalılar hakkında yaptıkları takibe davalılardan keşideci M.. A..’ın söz konusu çeklerin davalı bankaca kendisine teslim edilmeden kaybedildiği ve kendisi tarafından düzenlenmediğinden bahisle itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı bankanın çeklerin kaybolmasında gerekli özeni göstermediği gibi çalışanlarının kusurlu eylemlerinden dolayı da sorumlu olduğunu, banka kayıtlarına göre bir çek karnesi bankada olması gerekirken bankada bulunmadığı, bankaca gayri resmi yoldan davalı M.. S..’e çeklerin verildiğini ileri sürerek, davalıların müştereken ve müteselsilen borçlu olduklarının tespitini, (16.000) TL çek bedeli ( gecikme faizi ve çek tazminatı ile birlikte) ve bugüne kadar yaptıkları masraflar karşılığı olarak (212,92) TL’nın davalılardan müteselsilen tahsilini, davalıların %40 tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı M.. A.. vekili; bankaca müvekkili adına düzenlenen çek karnesinin müvekkiline teslim edilmeden banka şubesinde kaybolduğunu, davacının ileri sürdüğü çeklerdeki keşideci imzasının müvekkiline ait olmadığını, davacıyı ve çekteki cirantayı tanımadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Halk Bankası vekili ise, davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkilinin diğer davalılarla işbirliği yaptığı yönündeki iddiaların kabul edilemez olduğunu, çek defteri kaybolduktan sonra gerekli tedbirlerin alındığını, davacının çeki aldığı kişilerden ciro dahi almayıp basiretli tacir gibi davranmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın çeklerin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle verdiği kararın Dairemizce bozulduğu ve mahkemece ceza davalarının sonucunun beklenmesine gerek olmadığından bahisle verilen direnme kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Hukuk
Genel Kurulu’nca direnme kararı niteliğinde olmayıp yeni gerekçeyle verilen yeni bir hüküm olduğu gerekçesiyle dosya yeni hükme yönelik inceleme yapılmak üzere Dairemize gönderilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacı, bankanın çek koçanını iyi saklamadığı keşidecinin de banka yetkilileri ile işbirliği içinde olduğunu iddia etmiştir. Davalı ve davacı hakkında ceza soruşturmaları olduğu dosyada mevcut belgelerden anlaşılmaktadır. 28.05.2009 tarihli dilekçe ile Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2009-2683 ceza soruşturma sayılı dosyası bildirilmiş olup, ayrıca Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2004-2456 soruşturma sayılı 16.03.2004 tarihli ve 2003-4105 soruşturma sayılı 03.02.2003 tarihli iddianameleri mevcuttur. Bu nedenle bu ceza dosyaları getirtilerek bu dosyadaki deliller de gözetilmek sureti ile davalıların sorumlu olup olmadığı değerlendirilmesi gerekirken dosyaların tamamı getirtilmeden bu dosyaların davaya konu çeklerle ilgili olmadığından bahisle yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.