YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2905
KARAR NO : 2014/13785
KARAR TARİHİ : 15.09.2014
Taraflar arasında görülen davada verilen 12.03.2013 tarih ve 2013/87-2013/125 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının yönetim kurulu üyeliklerini yaptığı sattığı buğdayın ücretini alamadığını, takibin kesinleşmesini müteakip borçlu şirketin taşınmazlarına haciz konulduğunu, taşınmazların ipotekli de olması nedeniyle satışından elde edilen bedellerin bankaya ödendiğini, sıra cetveline itiraz davalarının reddedilerek 2010 yılında kesinleştiğini, yaptıkları icra takibinin yenilenmesine rağmen alacaklarının menkul ve gayrimenkul malı bulunmayan şirketten tahsili imkanının kalmadığını, TTK’nın 336’ncı maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin kasten veya ihmalen vazifelerini ihlal etmeleri halinde şirket ve ortaklarının dışında şirket alacaklılarına karşı da sorumluluğunun bulunduğunu, yönetim kurulu üyesi davalı …’nın 26.06.2003 tarihinde şirket adına çektiği krediye şirket yetkililerinin kefil olduğu ve şirket taşınmazlarının bu kredi teminatı olarak ipotek edildiğini, müvekkilinin buğdayı “açığa dökme” tabir edilen şekilde sattığını, borçlu şirketin yurtdışı krediyi çekmesinden sonra ticari faaliyetini sürdüremediğini, davalıların şirketin mali durumunu ve müvekkiline buğday ücretini ödeyemeyeceklerini bildikleri halde kasten buğdayı satın alarak müvekkilini zarara soktuklarını ileri sürerek 336/5 maddesi gereğince 2010/3179 Esas sayılı dosyasındaki şirket borçlarından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına, bu borcun yasal faizi ve ferileri ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ayrı ayrı, iddia edilen borcun sorumlusunun olduğunu, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, TTK’nın 309/4’üncü ve BK’nın 126/4’üncü maddeleri uyarınca talebin 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup bu sürenin dolduğunu, şirket borcundan dolayı ortakların taahhüt edilen sermaye dışında sorumlu tutulamayacağını, döneme özgü siyasal ve ekonomik krizler nedeniyle birçok şirket gibi de ekonomik yönden zor durumda kaldığını, 336’ncı maddesindeki sorumluluk şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 309/4. maddesi hükmüne göre, mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruru zamana uğrayacağı, davacının, zarar ve sorumluları en geç sayılı dosyası ile davanın açıldığı 25.06.2004 tarihinde öğrenmiş sayılacağı ve bu nedenle zamanaşımı süresinin bu tarihte işlemeye başladığı, davanın zamanaşımı süresinin dolmasından sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, fiilin vukuu tarihinden itibaren 6762 sayılı TTK’nın 309/4’üncü maddesinde belirtilen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmuş olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.