Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/2939 E. 2014/9846 K. 28.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/2939
KARAR NO : 2014/9846
KARAR TARİHİ : 28.05.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 45. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2013
NUMARASI : 2013/60-2013/290

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 45. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/11/2013 tarih ve 2013/60-2013/290 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ve fer’i müdahil vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankaya devrinden önce E.. A Ş. Yeşilyurt Şubesi’ne 11.546 TL yatırdığını, şube çalışanlarının yönlendirmesi ile parasını off-shore hesaba aktardığını, E. A.Ş yönetimine 21.12.1999 tarihinde BDDK tarafından elkonulduğunu, yatırdıkları mevduatın geri ödenmediğini, ceza yargılaması sonucu E.. A.Ş yöneticileri ve hakim ortaklarının mudilerini dolandırdıklarının ve paranın off-shore hesabına hiç gönderilmediğinin belirlendiğini, davalı bankanın ödenmeyen mevduattan sorumlu olduğunu ileri sürerek 11.546 TL’nin yatırıldığı tarihten vade sonuna akdi faiziyle, bu tarihten sonra da, akdi faziden az olmamak kaydıyla, işleyecek temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, fer’i müdahil ve ihbar olunan vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının, E.. A.Ş Yeşilyurt Şubesi’ne yatırdığı mevduatın E.. Off-shore aktarıldığı, ancak fiilen bu hesaba gönderilmeyip Banka’nın uhdesinde kaldığı, davacının devlet güvencesi altında olan bir bankaya inanarak, inançlı bir işlem yaptığı ancak bankanın müşterisini zarara uğrattığı, Banka ile Off-shore bankası arasında organik bir bağ olduğu, her ne kadar dava, davalı E.. A.Ş’ye izafeten İ..Bank A.Ş aleyhine açılmışsa da; TMSF borcu üstlenmiş olmakla yatırılan paranın davalı TMSF’den tahsili gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 11.546,00 TL’nin 10/11/1999 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun 2/2 uyarınca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ve fer’i müdahil vekilleri temyiz etmiştir
1- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir.Yürürlükten kaldırılan HUMK’nın 382 ve devamı maddeleri ile yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün verilmesi, tefhimi ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı hususları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi, dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiş olup, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda mahkemece verilen kararın başlık bölümünde davalı olarak sadece I.. gösterilmiş, TMSF ise fer’i müdahil olarak yer almıştır. Kararın gerekçe bölümünde alacağın davalı ve borcu üstlenen TMSF’den tahsil edilmesine karar verilmiş, hüküm fıkrasında da “davalıdan tahsiline” denilerek infazda teredütte yol açacak şekilde çelişkili bir durum yaratılmıştır. Bu nedenle mahkemece, infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ve fer’i müdahil TMSF vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı ve fer’i müdahil TMSF vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ve fer’i müdahil TMSF vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı bankaya iadesine, 28.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.