YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3199
KARAR NO : 2014/10259
KARAR TARİHİ : 02.06.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/11/2013
NUMARASI : 2013/38-2013/67
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/11/2013 tarih ve 2013/38-2013/67 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket adına TPE nezdinde 25. ve 35. sınıflarda tescilli 2006/38945 nolu “robin” markasını, müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının iltibas oluşturur şekilde ticaret unvanında, tüm ticari faaliyetlerinde reklam ve tanıtımında kullandığını ileri sürerek davalının tecavüzünün önlenmesine, “robin” ibaresinin sicilden terkinine, 556 sayılı KHK’nın 66/b maddesi uyarınca şimdilik 1.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada eldeki davada markaya tecavüz ve haksız rekabet nedeni ile tespit ve men’e yönelik ayrı bir istemlerinin, davalarının bulunmadığını, davanın, davacının tescilli markası robin ibaresi üzerindeki üstün öncelikli hak sahipliğine dayalı olarak davalının ticaret unvanının terkinine yönelik olduğunu beyan etmiştir.
Davalı vekili, tarafların ticaret unvanının benzer olmadığını, “robin” ibaresini unvan olarak davacının marka tescilinden önce kullanmaya başladıklarını, mal ve hizmetlerde markasal olarak kullanmadıklarını, davacı markasıyla iltibas oluşturmadığını, davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 14/06/2011 tarihli celsedeki beyanı, marka hakkına tecavüzün tespiti ve men’i yönünden kısmi feragat beyanı olarak kabul edilerek, bu yöndeki talebin, maddi ve manevi tazminat isteminin feragat nedeniyle reddine, tescilli bir ticaret unvanının terkin edilinceye kadar kullanılmasının meşru olup, sahibine koruma ve kullanma hakkı tanıdığından, ayrıca davacı ticaret unvanı ile davalı ticaret unvanı arasında iltibas tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle de terkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 57/5. maddesi uyarınca, başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak haksız rekabet teşkil eder. Bu itibarla davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren davalının, davacının markasının esas unsurunu ticaret unvanı olarak kullanması haksız rekabet teşkil edeceğinden, mahkemece bu husus nazara alınmadan unvan terkini talebinin reddi doğru olmamıştır.
Öte yandan, HMK’nın 307. ve devamındaki maddelere göre, feragatin kayıtsız ve şartsız bir beyan içermesi, HMK’nın 154. maddesi uyarınca da feragat beyanının geçerli olabilmesi için beyanda bulunandan imza alınması gerekmektedir. Davacının duruşma sırasındaki beyanı kayıtsız şartsız talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmeye yönelik olmadığı gibi imza da içermemektedir. Bu durumda davacının diğer taleplerinin de feragat nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.