Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/3291 E. 2014/13840 K. 16.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3291
KARAR NO : 2014/13840
KARAR TARİHİ : 16.09.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/07/2013
NUMARASI : 2010/499-2013/286

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/07/2013 tarih ve 2010/499-2013/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin alacaklı, davalının borçlu olduğu 20.11.2000 vade tarihli 240.000,00 TL bedelli bononun tahsili için başlattığı icra takibinin işlemden kaldırıldığını, bono zamanaşımına uğramış ise de, borç sebebinin karz sözleşmesi olduğunu ileri sürerek, 240.000,00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ortağı olduğu dava dışı şirketteki %50’lik hissesini davacı ve ailesi adına davacıya 13.06.2000 tarihli protokol ile devrettiğini, protokole göre davacının müvekkilinin şahsi ve şirkete ait tüm borçlarını ödemeyi üstlendiğini, ancak davacının borçların söylenenden çok olduğunu ileri sürerek teminat maksatlı senet vermez ise borçların hiç birisini ödemeyeceğini belirttiğini, müvekkilinin dava konusu senedi bu şekilde davacıya verdiğini, 17.02.2001 tarihli protokol ile müvekkilinin şirketteki %25 hissesini daha davacıya devrettiğini, bu protokolle müvekkilinin ibra edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı her ne kadar, senedin teminat amacıyla verildiğini savunmuş ise de; bu hususu kanıtlayamadığı, ispat yükünün yazılı delil başlangıcı elinde bulunan davacıda olduğu, davacının davalıya 240.000,00 TL tutarında borç para verdiğini ve bu ilişki nedeniyle alacaklı olduğunu kanıtladığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 240.000,00 TL’nin davalıdan faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zamanaşımına uğramış bonodan kaynaklanan temel ilişkiye dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili, dava konusu 20.11.2000 vade tarihli bononun davalıya karz sözleşmesi kapsamında verildiğini ileri sürerek, tahsili isteminde bulunmuş, cevaba cevap dilekçesinde, 13.06.2000 protokol ve 17.02.2001 tarihli protokollerden bahsederek, 13.06.2000 tarihli protokolden sonra protokol kapsamındaki davalının şahsi borçları nedeniyle müvekkilince davalıya nakit para verildiğini açıklamıştır. Davalı vekili ise, 13.06.2000 tarihli protokol
sonrası dava konusu senedin teminat olarak verildiğini, 17.02.2001 tarihli protokolle, şirketteki %25 hissenin davacıya devredildiğini, müvekkilinin ibra edildiğini savunmuştur. Bu durumda her iki taraf da imzalarını inkar etmedikleri 13.06.2000 ve 17.02.2001 tarihli protokollere dayandıklarına göre, protokollerdeki hükümler tek tek tartışılarak davacının davalıdan alacağı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken, protokollerdeki hükümler değerlendirilmeden yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/09/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.