YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3381
KARAR NO : 2014/15030
KARAR TARİHİ : 01.10.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/12/2013
NUMARASI : 2013/1-2013/242
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/12/2013 tarih ve 2013/1-2013/242 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimitarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Teknokoz Kozmetik adı altında 2002 tarihinden bu yana kozmetik sektöründe faaliyette bulunduğunu ve 3. sınıf emtialar için tescilli “TEKNOKOZ PAGE+ŞEKİL”, TEKNOKOZ”, “DR. PAGE BEAUTY” markaları ile ürünleri için tescil ettirdiği ambalaj tasarımı bulunduğunu, “DR. PAGE GRANÜLE SOAPS ŞEKİL” markasının tescili için 2009 03528 numaralı tescil başvurusunda bulunulduğunu ve tescil işleminin yapıldığını ancak, TPE tarafından müvekkiline tescilden sonra diğer davalı şirket tarafından itiraz edildiği, itirazın sehven görülmediği ve YİDK tarafından karar verileceğinin bildirildiğini, YİDK tarafından da 2009 03528 sayılı başvurunun “Pagi” markası gerekçe gösterilerek reddine karar verildiğini oysa, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, TPE YİDK’ın 26.11.2012 tarih, 2012-M-3760 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davacının dava konusu markasının sahip olduğu logonun müvekkilinin 2006 yılından beridir kullandığı logo ile bire bir aynı olup, markaların benzer olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TPE vekili, TPE YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı marka tescil başvurusunun Resmî Marka Bülteni’nde yayımlanması üzerine gerçekleşen V. M.’in itiraz anında, itiraza dayanak yaptığı markaların sahibi veya inhisari lisans alanı olmaması, itirazın bu hukuki noksan nedeniyle reddedilmesi gerekirken markaların sahibi kabulü üzerine inceleme yapılıp karar verilmesi, itirazın kanunen gereken ret nedenine göre Markalar Dairesi kararına davalının itirazının kabul edilmemesi gerekirken kabul olunması, hatta yapılmamış sayılan itiraz kararı üzerine yeni bir itiraz imkanı sağlanmasının usule aykırı olması nedeniyle, TPE YİDK’ın gerçekte anılan nedenlerle itirazı reddetmesi gerekirken farklı yönde karar vermesinin usule aykırı olduğu, işbu karar itirazının usule aykırı olması sebebiyle YİDK kararının iptaline ilişkin olup, davacı marka tescil başvurusuyla davalı Kadir Şavak’a devredilen markalar arasında iltibas olup olmadığı yargısını içermediği, bu nedenle YİDK’ın itiraza dayanak aldığı markaların sonradan sahibi olan Kadir Şavak’a dava açılması ve bu dava ile birleştirilmesi yolunda bir işleme tevessül edilmediği, çünkü dava ona da yöneltilmiş olsa, usul yanlışlıklarının düzeltemeyeceği ve tesis olunacak kararın mahiyetinin değişmeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne ve TPE YİDK’ın 2012/M-3760 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Uyuşmazlık 556 sayılı KHK’nın 53. maddesine dayalı olarak açılan TPE YİDK kararının iptaline ilişkindir.
Davacının 2009/3528 sayılı marka başvurusuna karşı dava dışı Volkan Melemen’in 14/09/2009 tarihli itirazı; Markalar Dairesi’nce itiraza dayanak markalar oluşturan işaretlerin benzer olmadıkları gerekçesiyle reddedilmiştir. 556 sayılı KHK 48. maddesi uyarınca Enstitü tarafından alınacak kararlardan zarar gören kişiler, kararlara karşı Enstitü nezdinde itiraz yapabilir. Aynı KHK’nın 49. maddesine göre, itiraz kararın bildiriminden sonraki iki ay içinde yazılı olarak Enstitü’ye yapılır. İtirazın değerlendirilmesi için itiraz ücretinin itiraz sırasında ödenmesi gerekir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesinde tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağının ve muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi addolunacağının belirtilmiş olması karşısında mahkemenin de kabulünde olduğu üzere usulsüz tebliğe 10.08.2010 tarihinde muttali olunduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Yine, 556 Sayılı KHK’nın Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in ”İtirazın şekli ve zamanı” başlıklı 36. maddesine göre de ”İtiraz, bu Yönetmeliğin 34 ve 35 inci maddelerinde belirtilen süreler içerisinde ve itiraza ilişkin gerekçelerin de belirtildiği imzalı dilekçe ile Enstitüye yapılır.Bu dilekçeye, itiraz ücretinin tam olarak ödendiğine ilişkin bilgi veya belge ile vekil tarafından yapılan itirazlarda vekaletname eklenir. İtirazlarda, belgelerin tamamı itiraz anında verilmemiş ise, eksik belgeler itiraz süresi içerisinde tamamlanabilir. Karara itirazlarda, belgeler eksiksiz olarak verilmiş ise iki aylık sürenin tamamlanması beklenmeden incelemeye başlanabilir. 34 üncü ve 35 inci maddelerde belirtilen süreler içerisinde itiraz ücretinin ödendiğini gösterir bilgi veya belgenin Enstitüye sunulmaması halinde itiraz yapılmamış sayılır.” Anılan madde uyarınca itiraz süresi içerisinde eksiklikler giderilebilir. Dosya kapsamı itibariyle davalı şirketin itiraz ettiği 10/08/2010 tarihinde Enstitü tarafından alınan karardan zarar gören kişi olduğu ve itiraz ücretinin de 08.10.2010 tarihinde ve bu itibarla da 2 aylık süre içerisinde yatırıldığı anlaşılmış olmakla, itirazın süresinde kabul edilip, işin esasına girmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 01/10/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.