YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3391
KARAR NO : 2014/9751
KARAR TARİHİ : 27.05.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 04/12/2013
NUMARASI : 2012/20-2013/235
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.12.2013 tarih ve 2012/20-2013/235 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl dava ve birleşen davada, davalıların işletmelerinde üzerinde TSE markası bulunan KAR markalı kablo ürünlerinin satıldığının tespit edildiğini, 10 metre kadar kablonun 28.01.2011 tarihinde fatura karşılığında asıl dosya davalısı K.. T..’dan satın alındığını, yine, müvekkili tarafından görevlendirilen ve birleşen dosya davalısına ait işletmeye gönderilen personelin KAR markalı üzerinde TSE ibaresi bulunan kablo ürünlerini satın almak istemesine rağmen personelin kimliğinden şüphelenilerek ürün satışı yapılmadığını, bunun üzerine personelin tutanak tutarak durumu tevsik ettiğini, müvekkili kurum ile davalılar arasında TSE markasının kullanımı ile ilgili herhangi bir sözleşme yapılmadığını, buna rağmen davalıların müvekkili markasını taşıyan ürünün satışını yaptıklarını belirterek TSE Ürün Belgelendirme Yönergesi’nin, TSE Markasının Sözleşme Akdedilmeksizin Kullanımı Başlıklı 10.2 maddesi uyarınca, her bir davalıdan 4.720,00 TL maddî 23.600,00 TL manevî tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, markadan doğan haklara yönelik tecavüzünün durdurulmasına, hükmün ilânına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında ıslah talebinde bulunarak her bir davalıdan 7.620,00 TL maddî ve 28.320,00 TL manevî tazminatın tahsilini istemiştir.
Asıl dava davalısı vekili, müvekkilinin kablo üreticisi olmadığını, müvekkili ile M.. Enerji Ltd. Şti. arasında uzun süreli ticari ilişki bulunmakta olup, ürünün M.. Enerji Ltd. Şti’den satın alındığını, ürün üzerinde yer alan TSE İbaresinin davacının markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzeri olduğunu, müvekkilinin ürünleri satın aldığı firmanın TSE markasını kullanma yetkisi olmadığını bilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. Birleşen dava davalısı vekili, TSE’nin iç yönerge ve benzeri düzenlemelerinin müvekkilini bağlamayacağını, davacı istemi üzerine müvekkiline ait işletmede yapılan delil tespitinde TSE markalı ürüne rastlanmadığını, TSE görevlisince tutulan tutanakta müvekkili veya çalışanlarının imzasının bulunmadığını, ilgili personelin bu tutanağı düzenleme yetkisinin olup olmadığının da bilinmediğini, müvekkilinin diğer davalıya sahte TSE ibaresini içeren bir ürün satışının bulunmadığını, olaya ilişkin olarak müvekkili hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından takipsizlik kararı verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinden evvel TSE tarafından davalı M.. Enerji Ltd. Şti’ye ait işletmede KAR markalı TSE ibaresinin kullanıldığı kablo ürünlerinin satışının yapıldığının ihbar alındığı, bunun üzerine bir görevlinin durumu tespit etmesi için görevlendirildiği, görevlinin 28.01.2011 tarihinde davalı M..Enerji Ltd. Şti’ye ait işletmeye gittiği, işletmede 10-15 kangal KAR markalı kablo ürünleri gördüğü, ürünlerin üzerinde TSE markasının da bulunduğunu müşahede ettiği, ürünlerden satın almak istediği, ancak işletmedekilerin şahsın görevli olduğunu anladıkları ve ürün satışı yapmadıkları, bunun üzerine ilgili görevlinin işyerinden ayrıldığı ve durumu özetleyen tutanağı tek başına düzenlediği, bu arada birçok işletmeyi aynı amaçla gezdiği, aynı gözlem amacıyla yaptığı gezinti sırasında davalı K. T.. ait işletmeye girdiği, buradan 100 metrelik bir kangal Kar markalı üzerinde TSE markası da bulunan kablo ürününü satın aldığı, işletmenin fatura düzenleyip davacı kurum yetkilisine verdiği, yargılama konusu bu ürünlerin, davalı K.. T.. tarafından, diğer davalı M..Enerji Ltd. Şti’den satın alındığının ifade edildiği, davalı M.. Enerji Ltd. Şti. tarafından K.. T.. adına düzenlenen 28.01.2011 tarihli faturada 100 metre ürünün satışının göründüğü, anılan faturaya KAR markasının sonradan yazıldığı, ancak tutanak tutan görevlinin beyanı ile savunma ve fatura birlikte değerlendirildiğinde, davalı Kemal Tunca tarafından davacı kurum görevlisine satışı yapılan ürünün davalı M..Enerji Ltd. Ştiden satın alındığı sonucuna varıldığı, esasen davalı Kemal Tunca’nın üretici olmadığı, KAR markalı kablo ürünlerinde TSE markasının kullanma yetkisini içerdiğine ilişkin sahte belgenin hangi davalıdan elde edildiğinin tespit olunamadığı, bu sebeple bu belgeye dayalı bir sorumluluğa gidilmesinin de mümkün bulunmadığı, her iki davalıya ait işletmelerde şüpheli durumun ortaya çıkmasından sonra delil tespiti yaptırıldığı ancak herhangi bir ihlal konusu ürün bulunamadığı, taklit markayı taşıyan ürünün satışının yapılmasının marka hakkına tecavüz yaratacağı, asıl dava davalısının ürün üzerinde TSE markasının izinli veya izinsiz kullanıldığını anlama olanağının bulunmadığı, tanık anlatımına göre ürünleri satın aldığı firmaya bu yönde soru yönelttiği ve izin bulunduğuna yönelik cevap aldığı, marka hakkına tecavüz eden davalının tazminat sorumluluğunun kusur şartına bağlı bulunduğu, asıl dava davalısının kablo ürünleri üzerinde bulunan TSE markasının izinsiz konulduğunu başkaca bir yolla da öğrenme imkanı olmadığı, bu kapsamda doğrudan tazminat sorumluluğuna gidilmesinin mümkün bulunmadığı, buna karşı davalı M..Enerji Ltd. Şti’nin eyleminin marka hakkına tecavüz niteliğinde bulunduğu, kusurlu olup eylemden doğrudan sorumluluğunun bulunduğu, maddî zararın tespitine ilişkin TSE Ürün Belgelendirme Yönergesi’nin bağlayıcılığı bulunmakla birlikte, manevî tazminatla ilgili zarar düzenlemesi yapmasının ve bunun mahkemeyi bağlamasının mümkün olmadığı, davalının ifade olunan eylemleri nedeniyle, marka sahibi davacının dış dünyada, ilgili piyasada sahip olduğu imge ve güvenin zedeleneceği, marka sahibinin ticarî kişisel varlığında meydana gelen bu olumsuz sonuçların gidermesi gerektiği, davacı vekilinin 21.05.2013 günlü ıslah dilekçesinin açık olmaması ve ıslah harcının yatırılmamış olması sebebiyle davacı vekilinden istenilen açıklama doğrultusunda verilen 18.06.2013 günlü dilekçenin ikinci bir ıslah olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, davalının, izinsiz TSE markasını taşıyan kablo satma eyleminin davacının TSE ibareli marka tescilinden doğan haklarına vaki tecavüz oluşturduğu anlaşıldığından tecavüzün ref’ine, kararın kesinleşmesini müteakip ilanına fazlaya ilişkin istemin reddine; birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının, izinsiz TSE markasını taşıyan kablo satma eyleminin davacının TSE ibareli marka tescilinden doğan haklarına vaki tecavüz oluşturduğu anlaşıldığından tecavüzün ref’ine, 7.670,00 TL maddî ve 3.000,00 TL manevî tazminatın, dava tarihi olan 27.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsiline, kararın kesinleşmesini müteakip ilanına, manevi tazminata yönelik fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen dava davacısı vekili, asıl dava davalısı vekili ve birleşen dava davalısı vekili ayrı ayrı temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, asıl dava davalısı vekilinin tüm, asıl dava/birleşen dava davacısı vekilinin ve birleşen dava davalısı vekilinin aşağıdaki bendler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, asıl dava davalısı K.. T..elektrik malzemesi alım-satımı ile iştigal etmesi nedeniyle satışa sunduğu emtianın taklit marka ile üretilmiş ürün olduğunu bilmesi gerektiği, bu hususun 6102 sayılı TTK’nın 18/2 maddesinin bir gereği olduğu ve eylemin 556 sayılı KHK’nın 61/c maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturup kusurlu davranışı nedeniyle tazminat sorumluluğu gerçekleştiği halde bu davalı yönünden talep edilen maddi ve manevi tazminatın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, asıl davaya yönelik kararın mümeyyiz asıl dava/birleşen dava davacısı ve birleşen dava davalısı şirket yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; ıslah edilen tutar 7.620,00 TL olduğu halde, mahkemece, 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi’ne aykırı olacak şekilde, talep aşılmak suretiyle 7.670,00 TL maddi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle birleşen dava davalısı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl dava davalısı vekilinin tüm, asıl dava/birleşen dava davacısı vekilinin ve birleşen dava davalısı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl dava/birleşen dava davacısı vekili ve birleşen dava davalısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın asıl dava/birleşen dava davacısı vekili ve birleşen dava davalısı yararına BOZULMASINA; (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, birleşen dava davalısı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın birleşen dava davalısı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davalı K.. T.. alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacı TSE ve birleşen davada davalı M.. Enerji Ltd. Şti’ye iadesine, 27.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.