YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3472
KARAR NO : 2014/5716
KARAR TARİHİ : 24.03.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/09/2013
NUMARASI : 2013/298-2013/477
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/09/2013 tarih ve 2013/298-2013/477 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, 01.02.2007 tarihinde davalılara ait işyerinde çalışmaya başladığını, ilerleyen günlerde S.. Arabistan’a gönderildiğini, daha sonra ortakları davalılardan oluşan “M..S.. A..C.. Ltd” şirketinin müvekkilinin katkılarıyla kurulduğunu, müvekkilinin de kurulan şirkete icra müdürü olarak atandığını, fakat kısa bir süre sonra bahsi geçen şirketin faaliyetine davalılar tarafından son verildiğini, davalıların Mayıs 2008 tarihinden itibaren müvekkiline ücret ödememeleri ve 26.06.2008 tarihinde de vekaletnamelerden müvekkilini azletmeleri nedeniyle müvekkilinin Ankara 15. İş Mahkemesi’nin 2008/817 esas sayılı dosyasında iş akdinden kaynaklanan hakları için davalılar aleyhine dava açtığını, ancak müvekkilinin S. Arabistan’da kurulan şirketteki icra müdürlüğünden kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının o davanın kapsamı dışında bulunduğunu, müvekkilinin dava dışı şirketteki görevinin resmi ticaret sicili kayıtlarında sonlandırılmadığını, S.. Arabistan hukuk sistemine göre bir yabancının S.. Arabistan’da çalışabilmesi için çalışacak yabancıya bir S..’nin kefaletinin gerektiğini, şirket fiilen faaliyetine son verdiğinden ve müvekkiline olan kefaleti usulünce kaldırmadıklarından müvekkilinin S.. Arabistan’da başka işlerde çalışabilmek için başka kişilerden yeni kefalet alabilmesinin imkansızlaştığını, 13.10.2008 tarihinden beri başka şirketlerle çalışamadığını ve gelir kaybına uğradığını, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 30.000 Suudi Arabistan Riyali maddi tazminatın aynen veya tahsil anındaki kur üzerinden ve 50.000 TL tazminatın faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın ve davacı iddialarının muhatabının . . Arabıa Cortractıng Ltd. Şti. olduğunu, müvekkillerinin o şirketin sadece ortaklarından biri olduğunu, .. ..Arabıa Cortractıng Ltd. Şti’nin ayrı bir tüzel kişiliği olduğunu, davacının dava dışı ayrı bir tüzel kişilikle olan ilişkisinden doğan taleplerini müvekkillerine ileri süremeyeceğini savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu, 5718 sayılı MÖHUK’un 40. maddesine göre, Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibari ile yetki kuralları tayin ettiği, aynı yasanın 47. maddesi gereği taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunmadığına
göre yetkili mahkemenin dava tarihi itibari ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun yetkiye ilişkin 9/1 maddesine göre belirlenmesi gerektiği, somut olayda yabancı uyruklu davalıların da ortağı olduğu şirketin ikametgahının yurt dışında bulunduğu, mahkemenin milletlerarası yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle süresinde yapılan yetki itizarının kabulüyle, MÖHUK 47. maddesi gereğince dava dilekçesinin mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalıların ortağı olduğu yabancı ülkede kurulmuş şirketin icra müdürü olan davacının, bahsi geçen şirketin faaliyetlerine son verilmesine rağmen resmi makamlar nezdinde icra müdürlüğü sıfatının kaldırılmaması nedeniyle şirketin kurulu olduğu yabancı ülkede çalışamamasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece HUMK 9/1. maddesine göre dava dışı ve davalıların ortağı olduğu şirketin ikametgahının yurtdışında bulunduğu, bu nedenle davada Türk Mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle yetki yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, karar gerekçesinde belirtilen HUMK 9/1. maddesi davalıların ikametgahına bağlı bir yetki kuralı getirdiğinden davalıların ortağı olduğu dava dışı şirketin ikametgahı itibariyle yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, davanın taraflarının Türk uyruklu ve davalıların Türkiye’de kurulu ve muamele merkezleri Türkiye’de olan şirketler olduğu gözetildiğinde Türk Mahkemelerinin MÖHÜK 40. maddesi uyarınca yetkili olduğu gözetilmeksizin yetkisizlik kararı verilmesi de yerinde görülmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.