Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/3559 E. 2014/12685 K. 02.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3559
KARAR NO : 2014/12685
KARAR TARİHİ : 02.07.2014

MAHKEMESİ : BALIKESİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/10/2013
NUMARASI : 2011/374-2013/340

Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.10.2013 tarih ve 2011/374-2013/340 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların … İnş. San. Tic. Ltd. Şti’nin ortağı olduklarını, şirketin kesinleşen vergi borcunu ödeyemediğini, müvekkilinin sermaye payı oranında vergi borcunu ödediğini, davacının şirketten satın aldığı araçlardan dolayı müvekkili ile şirket aleyhine Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)’nca tasarrufun iptali davası açıldığını, müvekkilinin menkul, gayrimenkul malları ile tüm bankalardaki mevduatlarına şirket borcundan dolayı haciz konulduğunu; bunun üzerine davacının şirketin tüm vergi borçlarını ödemek zorunda kaldığını ileri sürere, davalının şirketteki %30 hissesi oranına tekabül eden 25.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 6183 sayılı Yasa’nın 35. maddesi gereğince şirket ortağı sıfatıyla sorumluluk halinin asıl vergi borçlusundan tahsilat imkansızlığına bağlandığını ve ortaklık payı ile sınırlı tutulduğunu, ödeme sonucu amme alacağı ifa edilmiş olduğundan açılan tasarrufun iptali davasının konusuz kaldığını, iptali istenen tasarruflar sonucunda davacı tarafın mal varlığına giren şirkete ait mal varlıklarının da davacı mülkiyetinde kaldığını, davacı tarafından yapılan ödemenin şirket ortağı sıfatıyla yapılmadığını, böyle bir yükümlülüğün de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının dava dışı şirketin mali yetersizliği nedeniyle vergi borcunu ödediği, davacının ödemeyi kendi mal varlığı üzerindeki haciz tehdidini ortadan kaldırmak için yaptığı kabul edilse de, şirketin mevcut bütün vergi borçlarının ödendiği, diğer ortaklara hisseleri oranında rücû edilmesinin mümkün olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 16.398,29 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, limited şirketin vergi borcundan dolayı yapılan ödemenin payı oranında diğer şirket ortağından tahsili istemine ilişkindir. Davacı şirketten satın aldığı araçlardan dolayı Maliye Bakanlığı’nca aleyhine açılan tasarrufun iptali davası görülürken malları üzerine haciz konulduğundan şirketin tahakkuk eden vergi borcunu ödemiş; yani vergi borcu şirketten istenip sonuçsuz kalmadan yine kendisi aleyhine icra takibi yapılmadan, davacı tarafından ilgili vergi dairesine ödeme yapılmıştır. 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre limited şirketin mal varlığından tahsil edilemeyen kamu alacakları ortaklardan, ortaklık payı oranında istenebilecektir. Anılan yasa hükmü gereği vergi borcundan asıl sorumlu şirket olup, davacının ancak vergi borcunun kendisinden talep edilmesi ve bu talep sonucunda ödeme yapmak zorunda kalması nedeni ile diğer müteselsil borçlu davalıya rücu edebileceğinin kabulü ile oluşacak sonuca göre karar vermek gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.