YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3929
KARAR NO : 2014/12906
KARAR TARİHİ : 04.07.2014
MAHKEMESİ : İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 31/12/2013
NUMARASI : 2012/253-2013/314
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 29. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/12/2013 tarih ve 2012/253-2013/314 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 19.06.2012 tarihinde genel kurul yapılacağını ticaret sicil gazetesinden öğrendiklerini, kendilerine iadeli taahhütlü davetiye gönderilmediği, davacının sahibi olduğu hisse senetlerinin yetkililerin müşterek imzası olmadığı halde usulsüz olarak üçüncü kişilere devredildiğini, 2008 yılından sonra yapılan genel kurul hazirun cetvellerinde ortak olarak gösterilmediklerini ileri sürerek, davalı şirkette hissedar olduklarının, hisse adedinin ve hisse devirlerinin geçersiz olduğunun tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hisselerini devrettiğini, yönetim kurulunun devri onayladığını, pay defterine işlendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, nama yazılı hisse senetlerinin devrinin mümkün olduğu, şirket ana sözleşmesine göre yönetim kurulunun onayı gerektiği, davacının hisse senetlerini dava dışı 9 kişiye teslim ve ciro yoluyla devrettiği, yönetim kurulunun devri onaylayarak pay defterine işlediği, yasaya, ana sözleşmeye aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, anonim şirkette hisse sahibi olduğunun tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davacının nama yazılı hisse senetlerini dava dışı 9 kişiye ciro ve teslim yoluyla devrettiği, devrin pay defterine işlendiği, yasaya, ana sözleşmeye aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, HMK’nın 166. maddesi, aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir, hükmünü haiz olup, davacı taraf iş bu davadan sonra İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/13 esas sayılı dosyasında, dava dışı hisse devralan 9 kişiyi de davalı göstererek hisse devirlerinin geçersiz olduğunun tespitini talep etmiştir.
Bu itibarla, her iki dava arasında bağlantı bulunduğuna göre, mahkemece yukarıda anılan kanun hükmü uyarınca birleştirme hususu değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.