Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/3974 E. 2014/6164 K. 31.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3974
KARAR NO : 2014/6164
KARAR TARİHİ : 31.03.2014

MAHKEMESİ : KONYA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/12/2013
NUMARASI : 2013/482-2013/724

Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/12/2013 tarih ve 2013/482-2013/724 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Almanya Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 17.08.2009 tarih ve 3 O 178/09 numaralı kararın kesinleştiğini ileri sürerek, bu kararın ve masraf tespit kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tenfizi istenen yabancı mahkeme kararının ilk olarak davalılara 09.04.2009 ve 07.10.2009 tarihlerinde posta yoluyla tebliğ edildiği, kararın 06.10.2009 tarihinde postaya verilmek üzere tebliğe çıkartıldığı belirtilerek iki hafta sonrası olan 20.10.2009 tarihinde temyiz süresinin geçtiğinden bahisle kesinleştiğinin 02.04.2012 tarihinde karara şerh verildiği, bilahare davacı vekilinin talebi üzerine davalılara 11.10.2010 ve 13.10.2010 tarihinde Bakanlık kanalı ile usulüne uygun karar tebliğlerinin yapılmasına rağmen davalılar tarafından yasal süresi içerisinde karara karşı yapılan itirazın, kararın 06.10.2009 tarihinde posta yoluyla tebliğ edildiği ve kesinleştiğinden bahisle reddedildiği, Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi’nin kararında belirtilen hususlar ile kararın davalılara doğrudan posta yolu ile tebliğ yoluna gidilmesinden dolayı davalıların savunma ve temyiz hakkının kısıtlandığı ve engellendiği, yabancı mahkeme kararının usulüne uygun tebliğ edilmediğinden yabancı mahkeme tarafından verilen kesinleşme şerhinin de bir önem ifade etmeyeceği, yurtdışında faaliyet gösteren şirket ve şahıslara, yurtiçi tebligat yapılmasının, keza Hamm Yüksek Eyalet Mahkemesi’nin karar gerekçesinde açıkladığı hususların kamu düzeninden olan Türk Usül ve Tebliğ Yasalarına aykırılık oluşturduğu, kaldı ki; Yüksek Eyalet Mahkemesi kararı gereğince, tenfize konu yabancı mahkeme kararında şerh edilen karar tebliğ ve kesinleşme tarihlerinin de usulüne uygun olmadığı, bu durumda MÖHUK’nın 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan H.. B.. yönünden de aynı gerekçeyle tenfiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, usulünce kesinleşmiş yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesinde belirtilen şartlara aykırı olmadığı sürece tenfizine karar verilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, tenfizi istenen Dortmund Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın adı geçen davalıya Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığı ile tebliğ edildiği ve süresinde yasal yollara başvurulmadan kesinleşmiş bulunduğu, davalı H.. B.. tarafından yabancı mahkeme ilamının tebliğine ilişkin bir itiraz da bulunmadığı anlaşılmakla, 5718 sayılı MÖHUK’nın 54. maddesine aykırı bir durum da söz konusu olmadığına göre davalı H.. B.. yönünden yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 31/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.