YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4222
KARAR NO : 2014/15438
KARAR TARİHİ : 13.10.2014
MAHKEMESİ : BAKIRKÖY(KAPATILAN) 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/12/2013
NUMARASI : 2013/233-2013/136
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy(Kapatılan) 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/12/2013 tarih ve 2013/233-2013/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında yapılan 24.10.2002 tarihli hisse devir sözleşmesi ile müvekkilinin Ç. M. Konfeksiyon San. Tic. Ltd. Şti.’ndeki %4 hissesinin davalıya satıldığını, böylece davalının %2 olan hissesinin %6’ya çıktığını, aynı sözleşmenin 15.04.2003 tarihinde karşılıklı olarak feshedildiğini, hisse satış bedeli olan 100.000 TL’nin davalıya iade edildiğini, ortaklar kurulunca davalının hissesinin %2’ye inip müvekkilinin %4 hisse sahibi olduğunun karar altına alındığını, pay defterine de bu şekilde kaydedildiğini, Ticaret Sicil Memurluğu’nun ise fesihnamenin yetersiz olduğunu, hisse devir sözleşmesine dönüştürülmesi gerektiğini belirterek tescil işlemini gerçekleştirmediğini, %4 hissenin müvekkiline devri hususunda açılan davanın reddolunduğunu, bu kez davalıya hisse devrinin sağlanması için ihtar gönderilmesine rağmen kötüniyetle gereğinin yapılmadığını, davalının bu şekilde hem feshedilen sözleşme uyarınca şirketin %4 hissesini, hem de hisse devir bedellerini uhdesinde tutarak sebepsiz zenginleştiğini, müvekkilinin engellenen %4’lük ortaklık payı nedeniyle zarar gördüğünü, davalının ise sebepsiz zenginleşmeye devam ettiğini ileri sürerek şirket bilançosunun aktif-pasif rayiç değerlerinin belirlenerek rayiç değer üzerinden %4 paya isabet eden maddi zararlarının tespitini, şirketin karlılık performansına göre ileriye dönük 10 yıllık karlılık miktarının gözetilip belirlenen karşılık tutarından %4 maddi zararın ilavesiyle şimdilik 10.000 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, hisse devir sözleşmesinin geçerli olduğunu, davacının 2003 yılı Mart ayında silah ruhsatını yenilemek istediğinde şirketteki hisselerini devredip ayrılış yaptığından ruhsatını yenilemeyeceği için sadece bu silah ruhsat işlemlerinin gerçekleşebilmesi için taraflar arasında fesihnamenin düzenlendiğini, feshin bunun dışındaki hiç bir işlemde kullanılmadığını, fesihnameye rağmen davacının hiç bir ortaklar kurulu kararında imzasının bulunmadığını, şirket işlemlerinde şirket ortakları listesinde görünmediğini, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı ve bu dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda da feshin geçerli bir pay devri sözleşmesi olarak kabul edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu itibari ile zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, hisse devir tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin dava açılmadan önce dolduğu gerekçesiyle davanın zaman aşımı sebebi ile reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, taraflar arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesinin feshedildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün fesihnameye dayanılarak yapılan tescil istemini kabul etmediğini, davalının ihtarname tebliğine rağmen fesihnamenin gereğini yerine getirmeyip hisse devir işlemini yapmadığını, bu nedenle şirkette hisse sahibi olmadığını ileri sürerek uğradığı zararın tahsilini istemiş olup, mahkemece hisse devir tarihi zamanaşımının başlangıcına esas alınarak davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir. Ancak iddianın ileri sürülüş biçimine göre davacının zararı hisse devir sözleşmesinin düzenlendiği tarihte değil bu hisse devrinin feshedildiği tarihte doğmuş olup mahkemece zamanaşımının başlangıcı fesihnamenin düzenlendiği tarih esas alınıp, dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.